BELGESEL İNCELEMESİ #1 / AN İNCONVENİENT TRUTH


Uzun süredir kitap ağırlıklı paylaşımlar yapıyorum. Aslında planladığım bu değildi ama film incelemeleri nedense daha uzun sürüyor ve yazmak için fazla vaktim olmadı. Ben de kitap incelemeleriyle yetindim bir süre. Ancak bunu telafi etmeye çalışacağım. Bu doğrultuda güzel bir belgesel olan "Uygunsuz Gerçek" ile karşınızdayım.

KÜRESEL ISINMA GERÇEĞİ


2006 yapımı olan bu belgesel, aslında eski ABD başkan yardımcısı olan Al Gore'nin, Küresel Isınma ve İklim Değişikliği konferanslarının düzenlenerek filme uyarlanmış hali. Belgeseldeki konulara geçmeden önce Al Gore kimdir, niye böyle konferanslar veriyor, amacı nedir bir anlamak gerekiyor.

Al Gore, 1993-2000 yılları arasında ABD başkan yardımcılığı yapmış birisi. Sonrasında yapılan seçimlerde George W. Bush'un karşısında adaylığını koyuyor ve büyük tartışma yaratan seçimlerde kaybediyor. Belgeselde de bahsedildiği üzere Gore, üniversite yıllarında hocasının ortaya koyduğu küresel ısınma verilerine büyük ilgi gösteriyor ve buradan aldığı ilhamla hem siyasi yaşamında hem de günümüzde bu konuya büyük önem göstermeye başlıyor. Ülkemizde dahil dünyanın her yerinde konferanslar veriyor ve insanlarda farkındalık yaratmaya çalışıyor. Bu çalışmaları sonucunda Nobel Barış Ödülü elde ediyor. Aynı zamanda incelemesini yaptığım bu belgeseli hazırlıyor ve bu belgesel film de en çok izlenen belgeseller arasında yerini alıyor. Büyük bir başarı elde ediyor ve önemli ödüller kazanıyor.

Konuya gelecek olursak... Dediğim gibi belgeselde Al Gore'nin verdiği konferanslar çoğunlukta olmak üzere, hayatından kesitler, onun bu konuya eğilmesini sağlayan kişi ve etkenler ele alınıyor. Aslında belgeseli şu şekilde bölümleyebiliriz; ilk bölümde Gore'nin hayatından önemli kesitler ve küresel ısınma konferanslarında verdiği konuya temel teşkil edecek, daha iyi kavramanızı sağlayacak güzel bilgiler yer alıyor. İkinci bölümde meselenin geldiği nokta ve gelecekte nerelere varacağı konusunda bilgiler yer alıyor. Ayrıca bu bölümde konuya toplumsal boyutta nasıl yaklaşılması gerektiği yönünde bir takım yaklaşımlar da sunuluyor. Hangi ülkelerin doğaya ve atmosfere en fazla zararı verdiği, hangi ülkelerin Kyoto Protokolüne imza attığı gibi önemli bilgilendirmeler var. En sonunda ise umut dolu bir konuşma yapılıyor ve üzerine gidildiğinde bu sorunun rahatlıkla çözülebileceği gösteriliyor. Doğayla bir olacak şekilde yaşadığımızda, önerilen tutumlu davranışı sergilediğimizde ve aşırılıktan kaçtığımızda bu kötü gidişi durdurabileceğimiz söyleniyor.

DÜNYAMIZ ÖLÜYOR: HER ŞEY 50 SENE İÇİNDE DAHA KÖTÜ OLACAK!

Al Gore, belgeselde acı tabloyu tüm gerçekliğiyle dank diye önümüze seriyor. Devletler ve insanlar kendi hırslarına, lükslerine ve politikalarına o kadar odaklanmış ki içinde yaşadığımız gezegenin ölümüne göz yumuyorlar. Dünya gerçekten de ölüme terk edilmiş durumda. O kadar kontrolsüz ve fazla tüketiyoruz, öylesine kirletiyoruz ki yaşadığımız gezegeni, en iyi ihtimalle 50 sene sonra milyonlarca insanın yaşadığı coğrafyalar sular altında kalırken, geride kalan kara parçalarının büyük çoğunluğu da tüm verimliliğini yitirecek ve büyük çöller haline gelecek. Günümüzde artan kasırgalar, sel baskınları, aşırı yağışlar ve bunun yanında tam zıt şekilde artan kuraklık, eriyen buzullar, kuruyan göller gelecekteki karanlık tablonun habercisi. Doğanın dengesi o kadar bozulmuş ki bir yerde aşırı yağış olurken diğer yanda kuraklıkla boğuşuluyor.


Amerika, Japonya, Almanya gibi gelişmiş ülkeler doğayı ve atmosferi yok etmede başı çekiyorlar. Yalnızca daha güçlü olmak, daha fazla tüketmek, daha zengin olmak için bir anlamda üzerinde bulunduğumuz dalı güçsüzleştiriyorlar. Belgeseli izlediğinizde konunun ciddiyetini daha iyi anlayacaksınız eminim ve sizde bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Ancak sadece yazıyı okumakla yetinecek olanlar için belgeselin sonunda bahsedilen, alınabilecek bireysel önlemlerden bahsedip incelemeyi noktalamak niyetindeyim. Şunu da kesinlikle unutmamalıyız ki, biz yaşadığımız bu gezegeni geçmişteki insanlardan miras aldık ve en iyi şekilde gelecek nesillere ulaştırmakla yükümlüyüz. Biz üstümüze düşeni yaptığımız takdirde, bu gezegen de üstüne düşeni yapacak ve düzeni yeniden tesis edecektir.

Gelecek nesiller şunu sorabilirler: Atalarımız ne düşünüyordu? Bir şansları varken neden harekete geçmediler? En iyisi bu soruyu şimdi sorsunlar!


Bireysel olarak alınabilecek önlemler:

  • Enerji randımanı yüksek olan cihazlar kullanın.
  • Zaman ayarlı klimalar kullanın.
  • Yalıtımı arttırın.
  • Enerji denetleyicileri kullanın.
  • Mümkün olduğunca araba kullanmayın. Yapabildiğiniz kadar yürüyün yada bisiklet kullanın. İmkanınız dahilinde hibrit sistemli arabalar almaya çalışın.
  • Toplu taşıma kullanın.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına önem verin.
  • Çok sayıda ağaç dikin.
  • Düşük karbondioksit salınımı veren arabalara ve araçlara yönelin.
  • Konuyla ilgili bilgi edinin ve güncel gelişmeleri takip etmeye çalışın.

BELGESEL İNCELEMESİ #1 / AN İNCONVENİENT TRUTH BELGESEL İNCELEMESİ #1 / AN İNCONVENİENT TRUTH Reviewed by Serhat Ocak on Nisan 12, 2016 Rating: 5

6 yorum

  1. Emeginize sağlık, bu incelemeyi yazmak için baya bir vakit harcadığınız belli oluyor.okuyucular ve meraklıları için ilgi çekici bir inceleme olmuş. Sevgi ve saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. :)

      Sil
  2. Son derece kaliteli ve duyarlı bir inceleme olmuş. Blogunuzu yeni keşfettim. Kendi bloğuma da beklerim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, Beğenmenize sevindim. Blogunuzu da takibe aldım güzel güncel ve ilginç bilgilerle dolu bir blog hazırlamışsınız. :)

      Sil
    2. Rica ederim,elimden geldiğince faydalı bilgilere yer veriyorum. Sizin de tecrübelerinizle ve kendinize has yorumunuzla hazırladığınız bloğunuzun farklı bir havası var.

      Sil
    3. Böyle yorumlar almak sevindirici. Elimden geleni yapıyorum. Zamanla daha da iyi olacak inşallah. İlginiz ve yorumlarınız için teşekkür ederim. :)

      Sil