KİTAPLIĞIMDAN SEÇMELER #1: BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI - JOHN PERKİNS



Herkese merhaba,

Son bir kaç hafta benim için gerçekten yoğun geçti. Ramazan gelince bol bol dinlenip, yazı yazmayı düşünüyorum. Bu süreçte düzenli kitap okumak ve film izlemek pek mümkün olmadı tabi. Okuduğum kitap Emile, toplamda beş kitaptan oluşuyor ve sayfa sayısı hayli fazla, düzenli okuyamayınca da bitiremedim. Ben de bu boşlukta kitaplığımdan okuyup da beğendiğim, konusu ilginç olan kitapları sizlere tanıtmaya karar verdim. Dilerim okurken yine keyif alırsınız. Buyurun başlayalım. :)

BÜYÜK RESMİ GÖRMEYE HAZIR MISINIZ?



Aslında devletler, ülkeyi yönetenler ve büyük sermaye sahipleri arasındaki kirli ilişkilerden hepimiz bir şekilde haberdarız diye düşünüyorum. Neler döndüğünü, insanların nasıl aldatıldığını, ülkelerin nasıl sömürüldüğünü fark etmesek de bunların yapıldığını biliyoruz. Bazıları daha göze batar şekilde yapılırken, bu tür çalışmaların bir çoğu, kitapta da "ekonomik tetikçi" olarak tarif edilen kişiler vasıtasıyla, su altından yürütülüyor. Kitabın yazarı John Perkins, kendisi de bir zamanlar bu görevi üstlenmiş. Kitabı yazma sebebi ise bunun altında yatan kötü niyetleri geç de olsa fark etmiş olması ve bir şeyler yapılması gerektiğini düşünmesi. Bu doğrultuda, nasıl bir ekonomik tetikçi olduğundan başlayarak tanıştığı insanlardan, yaptığı işlere ve düşüncelerine kadar her şeyi detaylıca aktarıyor bizlere.

"Dünya nüfusunun yarısından fazlasının günlük kazancı 2 dolardan azdır."

Ben serinin ilk üç kitabını okuma fırsatı buldum. Kitap sitelerinde gördüğüm kadarıyla serinin dördüncü kitabı da "Kafes" alt başlığıyla piyasaya sürülmüş. Mümkün olan en kısa sürede onu da alıp okumayı düşünüyorum ve açıkçası çok merak ediyorum. Şimdi sizler için serinin ilk kitabını, fazla derine inmeden tanıtmaya çalışacağım.

KÜRESEL İMPARATORLUK

"Ekonomik tetikçi dediğim kişiler, bir çok ülkeyi trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Bu kişiler, Dünya Bankası, Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı ve diğer yabancı 'yardım' kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet vardır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eskidir ama günümüzün küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır.Nereden mi biliyorum? Ben de bir ekonomik tetikçi idim."
 İşte ilk kitabımızın giriş cümlesi böyle. John Perkins, kendisi de bir ekonomik tetikçi olarak deneyimlerini aktarıyor bizlere. İşe kendi kısa hayat öyküsü ve nasıl bir ekonomik tetikçi haline geldiğini anlatarak başlıyor. Sonrasında ise ilk işini ve diğerlerini anlatmaya başlıyor. Şimdi diyeceksiniz ki, böylesine güçlü bir oluşumla ilgili dört tane kitap yazmış bir adam nasıl hala hayatta ve nasıl hala yazabiliyor. Bunu ben de düşündüm. Ancak kitapları okurken fark ettim ki hala asıl can alıcı noktalara değinmiyor. Anlatılanlar bizim zaten gördüklerimizin, okuduklarımızın, televizyonlarda konuşulanların biraz daha ayrıntılı hali. Gözden kaçan noktaları, kirli ilişkileri daha ayrıntılı gözler önüne seriyor anlayacağınız. Genel olarak da günümüzde veya günümüzü etkileyecek zamanlardaki operasyonlardan ziyade olmuş ve sonuçları görülmüş olanları anlatmayı tercih etmiş.

"Tam istediğimiz şeydi: Hiçbir zaman ödeyemeyecekleri borçların altına girmelerine yardımcı olarak, aslında ülkelere iyilik yaptığımızı bilimsel olarak 'ispat eden' bir araç."

Yazar anlattıkları vasıtasıyla, günümüzde neler yaşandığını anlamamıza yardımcı oluyor bir anlamda. Kitapta ekonomik tetikçilerin NSA(National Security Agency) yada Türkçe adıyla Ulusal Güvenlik Teşkilatı gibi örgütler tarafından nasıl kandırıldıklarını, 1960'dan başlayarak 2000'li yılların başlarına kadar yaşanan önemli olayların perde arkasını bulmanız mümkün. Buna 11 Eylül 2001'deki ikiz kulelerin yıkılması da dahil. Yani bu kitapta sınırları aşan küresel imparatorluğun ve onu yönetenlerin hangi yollarla amaçlara ulaştıklarını geçmişten günümüze doğru farklı coğrafyalardaki olaylar vasıtasıyla öğrenmiş oluyoruz.

"Çakalların başarısız olduğu yerlerde, genç Amerikalı'lar öldürmeye ve ölmeye gönderilir."

Kitapta okuduğunuz tüm olayların aslında küresel çapta bir etkisi var. Direkt olarak etkilemese bile dersler almamız gereken çok nokta var. Çünkü oynanan oyunlar her zaman aynı. Kitabı okuyalı uzun zaman olmasına rağmen, hatırladığım kadarıyla şunu söyleyebilirim ki; bu ajanlar gittikleri ülkelerdeki memurların, komutanların, bakanların ve diğer yönetim kadrolarının cahilliklerinden ve zaaflarından yararlanıyorlar. Onlara yalan veriler sunarak ülkenin zenginleşeceği vaadini sunuyorlar ve uzun vadeli planlar yapıyorlar. Yöneticiler gerçekleri görmeye başladıklarında ise iş işten geçmiş oluyor ve ülke borç batağında, dışarıya her zamankinden daha muhtaç hale geliyor.

"Bir ideali yok edecek füze, henüz icat edilmemiştir."

Ülkesine bağlı, koltuk sevdalısı olmayan ve kendisini küresel imparatorluk mimarlarının bu oyunlarına karşı koymaya adamış olanlar da yok değil aslında. Onları da suikast, savaş, medya, seks kasetleri vb. yollarla önlerinden çekilmeye zorluyorlar. Bunun en popüler örneği olarak 2013 yılında vefat eden Venuzuella devlet başkanı Hugo Chavez'i verebiliriz. Amerikan'ın en sevmediği başkanlardan birisidir kendisi.

"Kendi otomobilini üretmeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle."
Gözümüzün önünde oynanan bu oyunlara ve halkların süslü politikalarla kandırılmasına göz yummak istemeyen bir azınlık var aslında.Onlar da öylesine bir baskı altında tutuluyorlar ki, fazla hareket imkanları kalmıyor açıkçası. İlk kitapta çok fazla değinilmese de özellikle ikinci ve üçüncü kitaplarda, bu sistemle nasıl mücadele edilebileceğine dair çeşitli öneriler getirilmiş. Bunlardan bazıları denenmiş ve başarılı olmuş. O kitapların incelemesini yaparken, çözüm önerilerine de daha ayrıntılı değinmeye gayret edeceğim.


SON SÖZLER


İlk kitap, ikinci ve üçüncü kitaplara göre biraz daha yüzeysel kalıyor ve herkesin bir şekilde bildiği olaylara değiniyor aslında. Bu anlamda daha az yorucu, kafa karıştırmayan bir okuma imkanı sunuyor sizlere. Bu konularda bilgi edinmek istiyor, oynanan oyunlara daha yakından bakmak istiyorsanız, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. 

İlk kitapta Türkiye'den direkt olarak bahsedilmiyor olsa da emin olun çok fazla benzerlikler göreceksiniz. Topluma, medyaya, çeşitli kuruluşlara vb. ülkeyi ve toplumu şekillendiren her türlü etmene daha farklı bir gözle bakmaya başlayacaksınız. Elbette farklı bakmak, yeni bir bakış açısı kazanmak her zaman iyidir. :)

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım sizler için faydalı ve okuması keyifli bir yazı olmuştur. Kitap ve konu hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyorum.

Hoşça kalın. :)


KİTAPLIĞIMDAN SEÇMELER #1: BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI - JOHN PERKİNS KİTAPLIĞIMDAN SEÇMELER #1: BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI - JOHN PERKİNS Reviewed by Serhat Ocak on Mayıs 31, 2016 Rating: 5

43 yorum

  1. Bu kitabı daha önce de bir blog yazısında yine sizden duymuştum kitabı listeme aldım en kısa zamanda okumak istiyorum. Teşekkürler kitap hakkında ki bilgiler için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur, geçenlerde bir arkadaşa yorumda bahsetmiştim. Yazısını okuyunca aklıma gelmişti kitap. Şimdi de kendimce yorumlayayım istedim.
      Ben teşekkür ederim ilginiz ve yorumunuz için. :)

      Sil
  2. ayyyy sıkıcıdır yaaaa üstelik ben ekonomi mezunuyum yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel anlamda sıkıcı gelebilir insanlara, özellikle serinin üçüncü kitabı, meraklısı olmama rağmen bana bile sıkıcı gelmişti. :D
      Dili biraz daha ağır oluyor, akıcılık konusunda da sıkıntılar var. Ama yine de en azından ilk kitabı okumanı tavsiye ederim, önemli kazanımlar elde etmeni sağlar. :)
      Yorum için teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. Merakla okudum Serhat, duyardım da bu kadar tehlikeli olduklarını verdiğin bilgilerden öğrenmiş oldum.Yazan, yani yazarı ne kadar tedbirle yazsa da, bir şekilde genel olarak neler döndüğünü yazmış.Acaba pişmanlığı var mıdır onlardan biri olduğu için, bu imparatorluğa ne gibi duygularla dahil olmuş ve neden bırakmıştır.Ben de bunları merak ettim.Zaten bu kötü güçler, dünyanın avantacıları, haraç kesiciliği programlı bir şekilde yapıyorlar anlaşıldığı üzere.Elleri kirlenmeden.Tabii ki iyice tasalandım tüm ülkeler adına.Acaba bunu bilen devletlerin bizdeki MİT gibi adı neyse, ne gibi önlemler alırlar, ya da çaresiz mi kalınmış bu kötü güce?
    Emeğine sağlık Serhat, önemli bilgilerle ayrılırken, sana çok teşekkür ediyorum .Sevgilerimle.Ablan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabında değindiği ve benim de hatırladığım kadarıyla, genç yaşlarda keşfediliyor ve eğitime tabi tutuluyor. Gerçekten iyi işler yaptığını düşünüyor ve buna inandırılıyor. Sonrasında gerçekleri anlamaya, yaptığı işlerin sonuçlarını görmeye başlıyor ve pişman oluyor.
      Şimdilerde bu oluşumla mücadele etmeye, insanları örgütlemeye ve çözümler üretmeye gayret ediyor.
      NSA kuruluşu, tamamen hukukun ötesinde işler gerçekleştirebiliyor ve hiçbir hesap verme yükümlülüğü bulunmuyor. Çok çeşitli şirketlerde, kurumlarda parmakları var, benim okuduklarımdan anladığım bu yönde en azından. Devletlerin istihbarat teşkilatlarından tutun da bakanlıklara ve memurluklara kadar her yere bir şekilde nüfuz ediyorlar. Yapamadıklarında da farklı yollara başvuruyorlar. Terör, iç karışıklıklar, askeri harekat gibi...
      Çare olarak da insanların bilinçli hareket etmesi, tüketim tercihlerini ve seçtikleri yöneticileri ona göre belirlemesi gerekiyor bana göre. Kitapta da bu hususlara değiniyor.
      Benim de çok kafamı karıştıran konular, çok karmaşık ilişkiler ve meseleler barındırıyor. Hakkımızda hayırlısı diyelim. :)
      Ben teşekkür ederim Ece Abla değerli yorumun için. Saygılar, sevgiler. :)

      Sil
  4. Kitapla ilgili yorumunuzu okuyunca merak ettim açıkçası, teşekkür ederim kitap yorumunuz için.

    YanıtlaSil
  5. Ahh ahhh yorumunu okurken bile "zavallı Türkiye'm" diye sık sık geçirdim içinden. Kitaptan haberim yoktu ancak verdiğin bilgileri bir yerlerde okumuştum. Tam da bizim üzerimizde oynanan ve belki de son adımlarına gelmiş bir oyun bu.
    Anlatımın ve paylaşımın için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumun bu meselelerde bilinçlenmesi gerekiyor. Aksi halde kaçınılmaz bir son bizi bekliyor gerçekten. Ben teşekkür ederim yorumun için. :)

      Sil
    2. Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki diyorum kim bilinçlenecek, nasıl bilinçlenecek, kim hangi sabırla bilinçlendirecek. O konuda aklım hep çok karışık. Dilerim halkın en alt tabakasından başlayarak hızla ilerler bu bilinçlenme süreci.

      Sil
    3. Öyle maalesef.
      Aslında tarihimizde bunun bir örneği var. Sabır, özveri ve kararlılık gerekiyor, hem de fazlasıyla. Bu yolla kazanılacak bir azınlık, bence bir şeyleri harekete geçirmek için yeterli olacaktır.

      Sil
  6. Kitap ve film yorumlarını gerçekten çok seviyorum. Heyecanlandırıp okuma, izleme isteği uyandırıyor. :)
    Kitap için bir şeyler söylemem gerekirse: Dürüst olayım, merak etmeme rağmen sıkar beni o yüzden mutlaka okurum diyemeyeceğim. Ama belki ilerisi için, aklımda bulunduracağım.
    Ellerine, emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, öyle bir etki yarattığımda ben de mutlu oluyorum.
      Ben de meraklısı olmama rağmen serinin her kitabında biraz daha sıkılarak okumuştum. Okumayanların biraz fikri olsun istedim, içeriği güzel çünkü ne olursa olsun.
      Ben teşekkür ederim yorumun için. :)

      Sil
  7. Dünyayı yöneten bir kaç varlıklı aileler olduğunu söyleyebiliriz. Onlar politikanın üzerinde oyun kurucu güçler olarak görebiliriz. Kitapla ilgili tahliliniz gayet güzel ve hiç sıkılmadan okudum ve müstefid oldum. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle, o kimselerin çıkarları doğrultusunda şekilleniyor bütün olaylar. Beğenmeniz ve faydalanmanız beni de mutlu etti. Ben teşekkür ederim yorumunuz için. :)

      Sil
  8. Merak ettiğim bir kitap ama halen okuyamadım :D Artık sıraya alma vakti anlasılan :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuya merakın varsa beğeneceğini düşünüyorum. Umarım yanılmam. :)
      Teşekkürler yorum için. :)

      Sil
  9. Kitap Türkiye'den bahsetmemiş olsa bile alıntıdaki gibi adamlar zekaları ile bizleri ayakta uyutup istedikleri gibi para aklayabiliyorlar. Gayet anlaşılır bir anlatım olmuş teşekkürler. Fırsatım olursa okuyacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Semih, ben teşekkür ederim güzel yorumun için.
      Dilerim okursun ve faydalı bulursun sende. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum ben sana. :)

      Sil
  10. Sadece bu tur kitaplar değil. Film ve belgesellerde ilgimi çeker. Güzel anlatım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleyse okumalısın derim. :)
      Teşekkür ederim yorum için. :)

      Sil
  11. "Dünya nüfusunun yarısından fazlasının günlük kazancı 2 dolardan azdır." Ne acı. Çok yıkıcı. Malesef bu iç karartıcı dünyadan kendimi zor da olsa yalıtmak istiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok acı gerçekten ve o insanlar yaşamaya yetecek kadar yemek verilerek, küçük mukavva ile örtülü, sadece yatmaya yer buldukları evlerde yaşıyorlar. Kitapta böyle anlatıyordu. Bir insan bir insanı ne diye bu kadar aşağılar, hem de para için? Yalıtmak, uzaklaşmak da çare değil bana göre, meydan böylelerine kalıyor yoksa. Teşekkür ederim yorumunuz için. :)

      Sil
  12. Bu yazıya bir müzik gerekseydi sanırım Rare Bird'ün Symphaty'si olurdu. Hani sözleri çok eleştirel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "half the world has all the food
      and half the world lies down and quietly starves"
      Çok uyumlu gerçekten şarkının sözleriyle yazının içeriği.
      Bilmiyordum bu şarkıyı, teşekkür ederim. :)

      Sil
  13. Her zaman söylerim: Cahillik Mutluluktur!
    İnsan öğrendikçe iç geçiriyor, inanamıyor...
    Kitaptan senin anlattığından daha çok keyif alamayacağımı düşünüyorum.
    Önemli noktaları ve genel resmi çok güzel anlatmışsın Serhat (ve yine o güzel Türkçe ile ;)).
    Eline sağlık, aktarması zor bir konu olmasına rağmen vurguların, bölümlerin sayesinde akıcı bir şekilde keyifle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bir söz, keşke görmeseydim, okumasaydım yada bilmeseydim dediğimiz ne çok şey var.
      Evet herkesin okuyup da keyif alacağı türden bir kitap değil, dili çok akıcı değil çünkü. Bende önemli noktaları öne çıkartıp fikir sahibi olunmasını sağlamaya çalıştım dediğiniz gibi.
      Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
    2. Biri cahil mi dedi?

      Sil
    3. Hehe :D Ben de yazcaktım aslında şimdi Cahil gelir diye ;)
      Yakalandık ;D

      Sil
  14. Bu tarz bir kitap okumamıştım hiç. Tanıttığın için teşekkür ederim erenler. Yalnız Özgürlük Heykeli sevdiğim nadir heykellerdendir, onun da eline silah vermişler. Dünyanın hali işte...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorumun için.
      Kapakta Özgürlük Heykeli'ni kullanarak bir mesaj vermeye çalışmaları doğru olmamış aslında. Orijinal kapağı daha farklı ve daha güzel bence. :)

      Sil
  15. Yazınız kitap hakkında merak uyandırmak açısından gayet başarılı. Tatilde gitmez bu sanırım, dönünce almak lazım. En azından birincisini okumak isterim. Ben daha çok roman okurum ama konu çekici. "Her şey" in anlatılması zaten beklenemez herhalde, bu yüzden zaten az - çok bildiğimiz şeylerin biraz detaylandırılmış hali olması tuhafıma gitmedi. Yine de birinci elden...ağızdan yani, duymak başka olur diye düşündüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu kesinlikle çok çekici ama kitabın dilin herkes beğenir mi, keyifle okur mu ondan emin değilim. :) Haklısınız, belirli olaylara değinerek insanlara fikir verilmesi daha mantıklı zaten ki yazar da öyle yapmış.
      Teşekkür ederim yorumunuz için. Dilerim keyifle okursunuz kitabı. :)

      Sil
  16. Ilginç konu ama ne kadar da sezdigimiz seyler olsa da bu gercekleri okumak sinir bozar. Merak ettim simdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazlasıyla sinir bozuyor gerçekten. Paranın, insandan daha önemli görüldüğü bir dünyada yaşadığımızı gözler önüne seriyor, nasıl bozmasın ki zaten. Merakınız olan konularsa hiç yoktan ilk kitabı okuyabilirsiniz, daha akıcı diğerlerine göre.
      Teşekkür ederim yorum için. :)

      Sil
  17. Kitabı duymuş ve okunacaklar listesine eklemiştim. Fakat bu kadar detaylı anlatımdan sonra kitap daha da ilgimi çekti. Güzel bir inceleme olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Dilerim okuyunca siz de beğenirsiniz. :)

      Sil
  18. Bu kitabı ben de geçtiğimiz ay kütüphaneden alıp, okumuştum. Bir edebi eser olarak bakılıp, yazar eleştirilmemeli. Tahmin edilen su götürmez gerçekleri, dayanakları ve perde arkasındaki olayları öğrenmek isteyenlere ben de tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğinize katılmakla birlikte, eserin yeterli akıcılıkta olmaması ve konuların ağırlığı zaman zaman okuyucuyu sıkabiliyor ve herkesin okuyamayacağı bir kitap haline getiriyor bana göre. Ama sunduğu bilgiler gerçekten çok iyi ve aydınlatıcı. Heyecanla okumuştum, özellikle ilk kitabını. Katkınızdan ve yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim. :)

      Sil
  19. Yazıyı tekrardan hortlatıyorum ama, kitapla ilgili bir yazı karşıma çıktı ve fırsatım olduğunda okumaya karar verdim. Adamdaki strateji olağanüstü bir şey 😂 Bir de yukarıdaki yaptığım yorumun aksini söylemek istiyorum. Bence kitap tam da Türkiye'nin olduğu durumdan da bahsediyor, karşılaştığım yazıda vardı çünkü. Hatta yazıdan ufak bir alıntı da yapayım "Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka
    ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız." bence tam da olduğumuz durum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet fazlasıyla çıkarım yapmak mümkün. Türkiye'ye "gelişmekte olan ülke" gözüyle bakılıyor ve hedeflerinde olan ülkeler de genelde bu statüde olanlar zaten. Aynı alıntıyı bende yapmıştım, belki okuduğun yazı benimkidir. :D Oynanan oyunlar üç aşağı beş yukarı hep aynı zaten, bakmasını bilene. :)

      Sil
    2. Aslında yazıyı okurken alıntı tanıdık gelmişti 😂 Demekki önceden yorum yaparken o kısmı ele almamışım.

      Sil