KİTAP İNCELEMESİ #7: SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ - AHMET HAMDİ TANPINAR

SONUNDA BİTTİ!


Uzun zamandır kitap incelemesi yapamadım. Çünkü elimdeki kitabı, yani Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü yoğunluğumdan dolayı istediğim tempoda okuyamadım bir türlü. Kitap da öyle hemen hızlıca okuyup geçeyim denilecek türden değil. Her cümlesi ayrı mana yüklü, eğlenceli fakat bir o kadar da düşündürücü. Aslında eğlenceli yerine ironik demek sanırım daha doğru olur.

Çok akıcı mıydı derseniz, buna kesin bir hayır veya evet cevabı veremiyorum. Çünkü kitapta çok fazla karakter ve hepsinin ayrıntılı tahlilleri mevcut. Belki rutin bir okuma düzeni oluşturamadığım için zaman zaman kopukluklar yaşadım ama genel manada kitabı gerçekten iyi buldum.

Hayat denen bir şey vardı. Paralı parasız insanlar yaşıyorlardı. Kızıyorlar, gülüyorlar, ağlıyorlar, alakadar oluyorlar, seviyorlar, ıstırap çekiyorlar, fakat yaşıyorlardı.

HAYRİ İRDAL İLE TARİHE YOLCULUK


Kitapta Tanzimat döneminden Cumhuriyet'in yakın dönemlerine kadarki toplumsal geçişler ele alınıyor. Tabi oldukça sembolik bir dille ve yine her biri farklı bir görüşü, duruşu ve sınıfı temsil eden karakterler vasıtasıyla. Asıl adamımız Hayri İrdal... Onun anıları ve düşünceleri vasıtasıyla erişiyoruz tüm bunlara. Gelenekten moderniteye, Doğu'dan Batı'ya doğru evrilen toplumumuzun bu geçişte yaşadığı aksaklıklara dair çok doğru tespitler var. Hayri İrdal genel anlamda alaycı bir yapıya sahip. Fakir ama gururlu diye tabir edebileceğimiz bir adamken, içine düştüğü çaresizlik esnasında tanıştığı Halit Ayarcı tüm yaşamını değiştiriyor ve bu defa zengin ama mutsuz, her şeyi yalan olan bir hayata yelken açıyor.

Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!

Hayri İrdal'ın anılarında çıktığımız bu yolculukta, tarihteki kilit dönemlerin toplumdaki yansımalarına ve yarattığı değişimlere de şahit oluyoruz. O yaşantısını anlatırken, hissettirmeden tarihimizde güzel bir gezintiye çıkarıyor bizleri. Ancak olaylardan ziyade toplumdaki yansımaları üzerinde duruluyor. Hayatı iniş ve çıkışlarla dolu Hayri İrdal'ı dinlerken çeşit çeşit insanlarla tanışıyorsunuz.

Realist olmak, hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir.

Halit Ayarcı, anladığım kadarıyla modernliği temsil ediyor ve Hayri İrdal'ı yerinde saydığı geleneksel hayatın içerisinden çekip çıkartıyor. Onu Saatleri Ayarlama Enstitüsünde üst kademelere getiriyor. Hayri İrdal hayal edemeyeceği itibara ve zenginliğe kavuşuyor. Bu noktada toplum tarafından da sayılmaya başlıyor. Onu fakir, biçare, işe yaramaz diye azarlayanlar etrafında pervane oluyorlar. Bunların en başında da kendi ailesi geliyor.

Modern hayat, ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder.


Hayri İrdal'ın aklı bu işleri bir türlü almasa da ele geçirdiği bu güçten de vazgeçmek istemiyor. Bir şekilde kendisinin eksik olduğunu, Halit Ayarcı'nın kendisinin en büyük şansı olduğunu düşünüyor diyebiliriz. Tamamen yalan, kandırmaca ve kavramların yeniden anlamlandırılması yoluyla topluma benimsetilmesi temeline dayanan bu işte, nihayet sürekli endişe ettiği karanlığı görüyor. Yenilik ve modernlik olarak düşündüğü şeylerin aslında tamamen aldatıcı bir hayat olduğunun farkına varıyor. Bu öyle bir hayat ki her şeyi elde ettiğini zannetse de aslında hiçbir şeyin kontrolü kendisinde değil. Halit Ayarcı onu ne kadar yüceltse de aslında bütün kontrol ve güç ondadır. Onun yol göstericiliği olmadığında ise o büyük enstitü yok olmaya mahkum bir hal almıştır. 

Bazen düşünüyorum, ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?

Romanda hem Osmanlı hem de erken Cumhuriyet dönemlerindeki toplum yapısı hakkında gerçekçi tahliller yer alıyor. Elbette sadece sorunlu ve eleştirilecek karakterler yer almıyor toplumumuzda. Romandaki Nuri Efendi gibi işini iyi yapan, bilge, insanları ve toplumu iyi gözlemleyen, ayakları yere sağlam basan, kendisinde hayranlık uyandıran insanlar da var. Bana göre Nuri Efendi de geçmişimizin ve günümüzün güçlü yanlarını, örnek alınası kısımlarını simgeliyor. Ancak Hayri İrdal, fakir yaşantısında onun mirasını ne kadar önemle yad ediyor olsa da, Halit Ayarcı'nın benimsettiği ahlaki çöküntü içerisinde sırf enstitüyü yüceltmek için ona da ihanet ediyor.

Dinlemesini biliyorsun, ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir işe yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır!

SON SÖZLER


Kitapla ilgili düşüncelerimi ne kadar yazmaya gayret etsem de bir şeyler eksik kalıyor inanın. Biraz da karakterlerin ve ele alınan meselelerin çokluğundan hangisine değineceğini bilemiyor insan. Bu noktada elimden geleni yapmaya gayret ettim ve incelemeyi daha fazla uzatarak sizleri sıkmak istemiyorum. Merak edip de kitabı okuyacak olursanız diye bir uyarıda bulunmak istiyorum: Bu kitabın kesinlikle özel bir ilgiye ihtiyacı var, yani başta da söylediğim gibi düzenli okunmazsa size küsebiliyor, meselelerden uzak kalabiliyorsunuz.

Kitapla ilgili düşüncelerinizi ve varsa merak ettiğiniz noktaları yorum olarak bekliyorum.

Hoşça kalın. :)


KİTAP İNCELEMESİ #7: SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ - AHMET HAMDİ TANPINAR KİTAP İNCELEMESİ #7: SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ - AHMET HAMDİ TANPINAR Reviewed by Serhat Ocak on Mayıs 01, 2016 Rating: 5

25 yorum

  1. Kitaplarla alakam fazla yok ama Ahmet Hamdi Tanpınar önemli edebiyatçılardan. Değerlendirmen de başarılı olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle ben bu kitapla tanımış oldum kendisini. Senin de sevecegin kitaplar vardır mutlaka. Mesela Hayri İrdal yerine Sherlock Holmes desem? :D teşekkürler yorum için. :)

      Sil
    2. Okuduğum tek kitap derdim :) Rica ederim.

      Sil
  2. Epeydir okumak istiyorum aslında ama bir türlü nasib olmadı artık ciddileşip okumam lazım.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de okuduğum ilk kitabı oldu ama beğendim. Farklı bir dili ve tarzı var. Dilerim keyifle okursunuz. Teşekkürler. :)

      Sil
  3. Aylardır kütüphanemde yollarımı gözleyen kitaplarımdan kendisi. Bir türlü elim ona gitmiyor. Eh siz de ona özel ilgi göstermek gerek dediğinize göre bir süre daha kavuşamayacağız sanıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de uzun süre beklemiştim okumak için. Kopukluk olunca bazı yerleri anlamak zorlaşabiliyor.O anlamda özel ilgi gerektiğini düşünüyorum. :) Tez zamanda kavuşmanız dileğiyle.:D Yorum için teşekkürler. :)

      Sil
  4. Ahmet Hamdi'nin kitaplarına nedense kendimi tam veremiyorum ve bu yüzden yarım kalıyorlar. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel ilgiden kastım buydu. :D Ben de çok koptum bu kitabı okurken 10 günü buldu neredeyse bitirmek. Kitap kötü olduğu için değil ama farklı bir tarzı var, tahliller çok derin sanırım ondan kaynaklanıyor. Diğer kitapları da böyle midir bilmiyorum, ben sadece bunu okuyabildim henüz. :) Yorum için teşekkürler.

      Sil
  5. Çok özel ve okunması gereken bir kitap olduğunu biliyorum . Hatta kitaba gereken önemin geç verildiğini de ...
    Ancak bir türlü okumak için kendimi yeterli görüp alamadım . Biraz zorluyor dediler ...
    Ama okumayı çok istiyorum . Kafa dağılmadan ve hakkını vererek ...
    Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de tavsiye üzerine okudum ancak kesinlikle daha doğru bir zamanda okumam gerekirdi. Basit bir kitap değil, çok derin tahliller bulunuyor gerçekten. Kopuk okuyunca tadı da kaçmaya başlıyor. Zorluğu sembolik anlatımından ve karakterlerin çokluğundan ileri geliyor bence. Dediğiniz gibi kafa dağılmadan ve hakkını vererek okunduğunda anlaşılması zor değil, çoğu zaman da tebessüm ettiriyor. Yorum için teşekkürler. :)

      Sil
  6. Ne yazık ki ben de okumadım henüz bu kitabı. Alıntı cümleler çok vurucu olmuş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok fazla yerin altını çizdim okurken ancak yazıda hepsini koymak olmuyor tabi. Dilerim kendinizi vererek okuma fırsatınız olur kısa zamanda. Teşekkürler. :)

      Sil
  7. Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabını okuyalı yıllar oldu ama tadı halen damağımdadır. Tavsiye sonucu okumuştum, dil eski diye korkmuştum ama o kadar da sorun olmamıştı. Okuduğum için pişman değilim. :) Blogunuzu ilk ziyaretimde Ahmet Hamdi ile karşılanmak hoş oldu açıkcası :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de tavsiye neticesinde okumaya başladım. Dili biraz eski ama dediğiniz gibi sorun olmuyor. Bazı yerlerde bu ne demek diye bakmam gerekti yine de, o kadar da olsun. :D Kitabı ben de çok beğendim, sadece keşke daha geniş, kendimi verebileceğim bir zamanda okusaydım diyorum şimdi. Paylaşım için iyi bir zaman seçmişim sizin açınızdan öyleyse. :) Çok teşekkürler yorum için. :)

      Sil
  8. Universitede bir sinav icin Tanpinar'in "Huzur" romanindan sorumluyduk. Sinavin stresinden midir bilmem,kitap resmen huzurumu kacirmisti :) Bas karakter Mümtaz'dı ve o benim omrumden en az 5 yil calmisti :) O gun bu gundur resmen Tanpinar'dan kaciyorum. Ama kendimi hazir hissedince Huzur'u tekrar okumak istiyorum. Cunku eminim ki sinav stresinden ve genclik hızından kitabin hakkini veremedim. O tarz kitaplar tam konsantre gerektirdigi icin hazir olmayi bekliyorum :)
    Kitap incelemeniz ve yorumlariniz cok guzel olmus,elinize saglik.
    Paylasim icin tesekkurler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanpınar'ın ilk okuduğum kitabı bu oldu ancak dili, anlatımı ve tahlilleri tüm kitaplarında aynıysa bence kesinlikle sınav stresi huzurunuzun kaçmasında etkili olmuştur. :D Çünkü ben bu kitabı okurken yazıda da bahsettiğim gibi rutin bir düzene oturtamadım ve benim de zaman zaman tadım kaçar gibi oldu. Bence farklı bir özen gerektiriyor Tanpınar'ın kitapları, okuduğum tek kitabına bakarak bunu söyleyebiliyorum. Bence de ikinci bir fırsat vermelisiniz, kendinizi vererek okuduğunuzda daha farklı olacaktır. Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  9. Ben henüz okumadım bu kitabı ama almaya çok niyetlendim. Kitaplığımda halen okunmamış 6-7 kitabım var. Onlar bitince okunmak üzere senin ve diğer blogger arkadaşların önerileri doğrultusundsa hazırladığım alınacaklar listesine bunu da eliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hoşunuza gider, kendinizi vererek okuduğunuzda. Katkıda bulunduğuma sevindim. :) Şimdiden keyifli okumalar. Yorum için de teşekkürler. :)

      Sil
  10. Bu kitabın peşine okunması gereken bir hikayede Haldun Taner'den gelmiş. Saatler ve insanlar üzerine güzel tahliller variçinde, ne çok uzun ne çok kısa bir hikaye. Aşağıda linki paylaşıyorum, pdf olarak bulmaya çalıştım ancak bulabildiklerim için de en uygun link buydu :)

    http://www.edebistan.com/index.php/halduntaner/on-ikiye-bir-var/2007/11/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikayeyi okudum. Tahliller, benzetmeler gerçekten harikaydı.
      "Ne kadar değerli, ne kadar hünerli olursa olsun, durmuş saat, sönmüş fenere benziyor." bu da beğendiğim bölümlerden biri oldu. :)
      Yorum ve paylaşım için teşekkür ederim. :)

      Sil
  11. Sembolik edebiyatin tipik orneklerinden. Her satir arasinda bir anlam var, ironi var. Dolayisiyla dediginiz gibi akici bir kitap degil. Bircok seyi elestirmis aslinda. Batidan alinan modernligin altinin aslinda bos kaldigi elestirilmis, hurafelere inanan tayfa elestirilmis, vs. Vs. Aslinda tek seferde anlasilabilecek kitaplardan degil bence. Yurt disinda cok ilgi gordugunu biliyorum. Bir kere daha basitlestirilmis turkce baskisiyla okumayi istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Aylin Hanım, yorumunuzu hayli geç gördüm, kusura bakmayın. Bazen gözden kaçabiliyor. :)
      Dediğiniz gibi tek seferde anlaşılamaz, belki bir süre sonra tekrar okurum farklı bir gözle ama dediğiniz noktaları okurken fark etmiştim, dediğiniz noktalardan tarihte bir gezintiye çıkarıyor kitap bizi. Dil konusu çok sorun teşkil etmemişti benim açımdan, yorumunuz için teşekkür ederim. :)

      Sil
  12. Ben de yeni okuyup bitirdim Saatleri Ayarlama Enstitü'sünü. Gerçekten de dediğiniz gibi öyle yabana atılmaması gereken bir kitap; okurken irdelemek, düşünmek gerekiyor. Hele benim gibi azıcık ara verdiyseniz konuya tekrar odaklanmakta zorluk yaşayabiliyorsunuz :) Ben de kendimce yorumlamaya çalıştım blogumda fakat sanırım bir türlü ne cümleleri ne konuyu oturtamadım yerine :) Ama kesinlikle sizin yorumunuzla kafamda daha da netleşti birçok nokta :) Elinize sağlık :) Sevgilerle :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende istediğim tempoda okuyamamıştım kitabı, farklı çıkarımlar yapmak her zaman mümkün tabi ama kitap genel olarak bahsettiğim ve yorumlarda okuyanların belirttiği noktalara değinmiş ve zorlayıcı hale getiren bunu sembolik bir dille yapması. Yazınızı okuyacağım birazdan, sevgiler. :)

      Sil