KİTAP İNCELEMESİ #12: 1984 - GEORGE ORWELL




Bu aralar sık sık arayı açıyorum. Ne kadar istikrarlı olmayı istesem de çeşitli sebeplerden bu mümkün olmadı. Bu durumdan bende rahatsızım, en kısa zamanda toparlanıp, eksikleri telafi etmeye çalışacağım. Elbette blog işlerinden uzak kaldığım bu dönemde film, dizi ve kitaplara yoğunlaştım. George Orwell, 1984 kitabını bitirdim ve Umberto Eco "Gülün Adı" kitabına başladım. Bu yazıda, gecikmeli olsa da George Orwell'ın 1984 kitabıyla ilgili izlenimlerimi aktaracağım sizlere. Buyurun başlayalım.

 DİSTOPYA MI GERÇEK Mİ?


1984, George Orwell'dan okuduğum ikinci kitap oldu. Daha önce "Hayvan Çiftliği" adlı kitabını okuyup yorumlamıştım. İki kitabın ortak noktası, gerçek dışı gibi gösterilen olaylar, kişiler veya dünyalar üzerinden tarihteki ve günümüzdeki önemli meselelere değiniliyor olunması. 1984 kitabı distopya olarak niteleniyor olsa da benim gözümde gelecekte yaşanması muhtemel karanlık günlerden ziyade günümüzdeki egemenlik anlayışını ve buna bağlı oluşan toplumsal yapıyı fazlasıyla yansıtıyor. Kitapla ilgili okuduğum bazı yorumlarda, kitapta bahsedilen durumların ileride gerçekleşme olasılığından bahsediliyorken, ben şuan yaşandığını düşünüyorum. Zaten kendisi de bununla ilgili, "Kitapta anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olacağına inandığımı söyleyemesem de, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim" demiştir.

Ağır koşullarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi de kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat bulamıyorlardı.

Orwell'ın yarattığı dünyada, Avrasya, Doğu Asya ve Okyanusya olmak üzere, sürekli bir egemenlik mücadelesi içerisinde olan üç büyük devletten bahsediliyor. Her devletin bir takım kendine has yapısı ve toplum özellikleri olduğundan bahsedilse de hepsinde aynı baskıcı rejimler uygulanıyor ve düşünen bireylerin meydana gelmesi engelleniyor. Tek doğrunun partinin söyledikleri olduğu telkin ediliyor insanlara ve evlerine konulan ekranlar aracılığıyla her hareketleri gözetim altında tutuluyor. Parti, kişinin tek bir jest veya mimiğinde dahi tehdit sezip onu göz altına alabiliyor. 

1984 kitabında yer alan ülkeler ve sınırları.
Burada olduğu gibi Avrasya'da da, Doğu Asya'da da gözyüzünün herkes için bir olması ne kadar tuhaftı. O göğün altındaki insanlar da birbirlerine çok benziyorlardı; her yerde, yeryüzünün dört bir yöresinde, birbirlerinin varlığından habersiz, aralarına nefret ve yalan duvarları girmiş, ama yine de birbirinin aynı olan; düşünmeyi hiçbir zaman öğrenmedikleri halde, bir gün dünyayı altüst edebilecek gücü yüreklerinde, içlerinde, kaslarında biriktirmekte olan yüz milyonlarca insan yaşıyordu.

Kahramanımız Winston, aynı düzenin sürüp gittiği Okyanusya ülkesinde "dış parti üyesi" olarak yaşam sürüyor. Okyanusya, "Büyük Birader" olarak bilinen ve gerçek olup olmadığı konusunda dahi çeşitli kuşkular bulunan bir kişi tarafından idare ediliyor. Winston ve toplumun diğer üyeleri kafalarını çevirdikleri her yerde onun bakışlarıyla karşılaşıyorlar. İnsanlara bu yolla "sizi her yerde izliyoruz, bizden kaçamazsınız" algısı dayatılmaya çalışılıyor. Kitabı okuyanlar olarak bizler, bu dünyayı Winstonun gördükleri, düşünceleri ve yaşadığı olaylar vasıtasıyla tanıyoruz. Tanıyoruz demek biraz eksik kalıyor, çünkü tasvirler öylesine kuvvetli ki, adeta sizi de içine çekiyor. Aynı karamsarlığı ve gerginliği yaşıyorsunuz okurken.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

YENİ SÖYLEM VE ÇİFTDÜŞÜN


Okyanusya ülkesinde, partinin insanlara dayattığı pek çok ilke ve düşünme sistemi var. Bunlardan en önemli iki tanesi, insanların sadece partinin istediği şeyleri söylemesini ve düşünmesini sağlayacak olan "Yenisöylem" adı verilen bir dil ile partinin mantıksız söylemlerinde dahi kesinlikle haklı olduğunu insanlara kabul ettiren "Çiftdüşün" ilkesi. Toplum en alt tabaka olan "Proleterler" ile "Parti üyeleri" olarak temelde ikiye ayrılıyor. Parti üyeleri de iç ve dış olarak kendi içinde bölünüyor. İç parti üyeleri bu düzeni işleten üst kademe kişilerden oluşurken, dış parti üyeleri ise bir nevi orta sınıfı temsil eden, partinin ayak işlerini yerine getiren ve her adımları izlenen, tüm bu kurallara kayıtsız şartsız uymak zorunda olan kişilerden oluşuyor.

Sözlüğü tamamladığımızda, senin gibilerin dili yeni baştan öğrenmeleri gerekecek. Bana öyle geliyor ki, sizler asıl işimizin yeni sözcükler icat etmek olduğunu sanıyorsunuz. Oysa ilgisi yok! Sözcükleri yok ediyoruz; her gün onlarcasını, yüzlercesini ortadan kaldırıyoruz.

Winston da bir dış parti üyesi olarak kendisine verilen görevleri yerine getirmek zorunda. İçten içe bu sisteme karşı isyan etmek istiyor olsa da etrafında kurulan baskı unsurları bunu yapmasına fırsat tanımıyor ve o da kendince, onu izleyen ekrandan gizli günlük tutmaya çalışarak içindeki nefreti oraya kusmaya çalışıyor. Zamanla güvenebileceği insanlar arıyor ve isyan girişimini farklı boyutlara taşıyor. Fakat bu toplumsal bir kalkışmadan ziyade bireysel bir isyandan ibaret. Kitap boyunca Winston'un sonunun ne olacağını, tanıştığı insanların ne kadar güvenilir olduklarını ve bu işin nereye varacağını sorguluyorsunuz. Bunun yanında günümüz politik ve toplumsal anlayışıyla ilgili yapabileceğiniz çok fazla çıkarım var.

Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir.

SON SÖZLER


Kitapta, Partinin koyduğu katı kuralların yalnızca bireysel olarak aşılmaya çalışılması ve yoğun olarak cinsellik yasağı üzerinde duruluyor olması bana biraz sıkıcı gelse de genel anlamda güzel bir kitaptı. Ben daha aksiyonlu, inişli çıkışlı, özgürlük yolunda mücadele verilen bir kitap beklerken, okudukça bahsettiğim karamsar havanın içerisine gömüldüm diyebilirim. Ayrıca, Orwell'ın ifade ettiği gibi aynısını yaşıyor olmasak da kesinlikle kitapta bahsi geçen durumların benzerini yaşadığımız gerçeğinin farkına vardım. Dünyadaki büyük devletler etrafında kümelenen küçük devletler ve belirli noktalarda ekonomik çıkarlar doğrultusunda başlatılan savaşlar, toplumların çeşitli araçlar vasıtasıyla düşünmeyi terk etmesi ve sadece söylenenlere inanması, ne yapılırsa yapılsın bu düzenin değişmeyeceği algısının hakim olması yaşadığımız düzenle 1984 kitabında anlatılan dünya arasındaki benzerliklerden başlıcaları.

Tarih durdu. Parti'nin her zaman haklı olduğu sonsuz bir şimdiden başka bir şey yok.

Tüm bunlar göz önüne alındığında ve özellikle kişisel beklentilerimi de bir tarafa koyduğumda kesinlikle çok iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca biri 1956 senesinde BBC tarafından yayınlanmış bir diğeri de 1984 senesinde yayınlanmış olan iki adet filmi de var. Ben kitabını okuduğum için izlemeyi düşünmüyorum çünkü kendi hayal gücümde nasılsa öyle kalmasını istiyorum kişilerin ve sahnelerin. Filmlerin nasıl olduğu konusunda pek fikrim yok ama kitabı okuyamayacak olanlar için güzel bir alternatif olabilir. Yine de yorumlarda incelediğim kadarıyla hem eski film olması hem de kitaptakileri iyi yansıtamamış olması nedeniyle iyi bir film olarak gösterilmemiş, İMDB'de muhtemelen kitabın hatırına ortalama bir puan vermiş gibi duruyor.

Benim kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Söylenecek, üzerinde durulacak çok şey vardı fakat hepsine değinmek yine mümkün olmadı, dilerim sizler için doyurucu bir yazı olmuştur. Görüşlerinizi merakla bekliyorum. :)
KİTAP İNCELEMESİ #12: 1984 - GEORGE ORWELL KİTAP İNCELEMESİ #12: 1984 - GEORGE ORWELL Reviewed by Serhat Ocak on Temmuz 20, 2016 Rating: 5

24 yorum

  1. Alışmışız sana :) Özledik valla :) Bu kadar arayı açmazsan iyi olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açmam inşallah, bundan sonra telafi etmeye çalışırım eksikleri, teşekkürler. :)

      Sil
  2. Sevgili Serhat, bir kitap ancak bu kadar iyi yorumlanabilirdi. Gerçekten tebrik ediyorum. Kullandığın kelimeler, Türkçen gerçekten çok iyi... Ben de, senin gibi kitapta anlatılanları bugün yaşadığımızı düşünüyorum. Geleceğe dair inancımı kaybettiğim şu günlerde, senin gibi gençlerimizin olduğunu bilmek bana az da olsa umut veriyor. Ellerine sağlık... Umarım, Gülün Adı'nı da benim kadar beğenirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumunuz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim. Şuan iyi gidiyor, umarım öyle de devam eder. :)

      Sil
  3. Hayvan Çiftliği'ni sosyal medyada sürekli görünce sipariş verdim. Üslubunu beğenirsem bunu da okurum diye düşünüyorum. Eline sağlık erenler, çok güzel bir inceleme olmuş ⭐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvan Çiftliği su gibi akıp giden bir kitap hem üslup hem de kurgu olarak. Bu kitabın da üslup kısmında hiçbir sıkıntı yok ancak kurgusu inanılmaz karamsarlığa sürükleyebiliyor ve gerebiliyor insanı. Hayvan Çiftliği daha masalsı ama bu kitap gerçekleri anlatıyor diyebilirim. Bende ilk onu okumuştum, doğru bir sıralama olmuş bence de, dilerim beğenirsin, keyifli okumalar. :)

      Sil
  4. Kitapta anlatılanlara yakın bir durum yaşanıyor bugün. O zamandan bu zamanları görmüş. Bu kitap bir klasiktir. Ama okurken o kadar da zevk vermiyor. Mesajı evrensel ve cok iyi ama okunması sıkıcı. Yazın bilgilendirici ve akıcı. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kesinlikle bir klasik. Tam olarak sıkıcı geldiğini söyleyemem, merak ettim okurken. Ama beklentim farklıydı, daha aksiyonlu bir kitap beklerken derin bir karamsarlıkla karşılaşmak ve sürekli gerilimi yaşamak biraz ağır geldi sanırım. Yine de başarılı buldum ben. :) Teşekkürler.

      Sil
  5. 1984 dünyamızla, günümüzle oldukça fazla ortak özelliğe sahip bir kitap. Okuduk.a dikkta ettikçe insan anlıyor ki 1984 sadece kurgu değil çok daha fazlası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum, bu kurgu kılıfına sokulmuş şekilde gerçekleri fazlasıyla yansıtan bir kitap. Ben hayrete düştüm nasıl bu kadarını başarabilmiş diye açıkçası.

      Sil
  6. Bu yazar çok karşıma çıkmaya başladı. Ben de önce Hayvan Çiftliğini okumayı düşünüyorum.
    Özetine bakılırsa acı gerçekler yer alıyor kitapta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende aynı sıralamayla başlamıştım ve doğru bir tercih olduğunu söyleyebilirim. İki kitapta da acı gerçekler yer alıyor aslında ama veriliş şekilleri biraz farklı. 1984 biraz daha ağır bir kitap, dil anlamında değil fakat kurgusu bunu gerektiriyor. Keyifli okumalar şimdiden. :)

      Sil
  7. Gözlədiyim yazı gəldi nəhayət. İlk olaraq o xəritəni çox bəyəndim. Mənim qarşıma çıxmamışdı kitab haqqında yazanda. Əslində kitab haqqında kitabın öz qalınlığından da uzun bir yazı yazmaq olardı.(spoisiz həm də). Yəni nədənsə mənə elə gəlir ki, nə qədər yazsaq az gəlir. Sanki yenə kitabdan bir şeylər qalıbmış kimi. Yazında ən sevdiyim isə sistemli bir şəkildə məlumat verməyin oldu. Kitabda ən çox 1984. il dünyasının xəritəsi, yenisöyləm kimi şeylər kitabın əsasını təşkil edir. Doğrusu cinsəl hissəni mən də sevməmişdim. Ancaq burda məncə yazıçı daha çox insanların hər yerdə azadlıqlarının əlindən alındığını göstərməyə çalışır. Həm də niyəsə mənə elə gəlir ki, yazıçının yazdığı dövrdə həqiqətən də bu mövzu daha qapalı, başqa sözlə kitabdakı kimi idi. Kitaba tam olaraq Winston deyil də hər hansı bir insanıngözü ilə baxırmış kimi oxumusan sanki.(Yazında da gördüyüm qədəriylə) Mən də dediyin kimi bir başqaldırma gözləsəm də kitab bütünlüklə elə təsirə salmışdı ki, bu kitabın ağır havasından sonra bir müddət kitab oxumaq əvəzinə kitabdan hissələri canlandırırdım təsəvvürümdə. Filmlə bağlı mən də eynisini düşünürəm. Kitabı oxuduğumuz zaman artıq filminə baxmış qədər oluruq. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru diyorsun, kitaptan çok daha uzun yazılar yazmak hatta yeni bir kitap yazmak bile mümkün, hemde spoiler vermeden. :)
      Haritayı da merak ettiğim için araştırdım internette ve buldum, pek çok örneği var aslında fazla zor olmadı, bakabilirsin sende.
      Evet cinsellik konusunu dediğin şekilde değerlendirmek de mümkün, bende ona yormuştum kendimce. Buna rağmen rahatsız edici geldi, beklentimin farklı olması da etkili tabi bunda. Bunlar kitabın iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette.
      Filmle ilgili yorumlar da pek olumlu yönde değil, öyle olsaydı belki izlerdim ama kafamda canlandırdığım şekilde kalması daha iyi benim açımdan. Yorumun için çok teşekkür ederim, mutlu oldum yine. :)

      Sil
  8. Emeğine sağlık Serhat.Hem yorumunu okudum, hem de kitabı okuyan torunumla paslaştım.Okurken zaten bugünlerde yaşananlara çok benzettim.Bu kadar uyur gezer kişinin algılarının yitmiş olduğunu, kendilerine has hiç bir düşünceleri olmadığına kanaat getirdim.Daha da endişelendim. Sağol oğlum.Çok güzel özetlemişsin kutlarım.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ece Abla, katkısı olmasına sevindim yazımın. Kitaptaki dünya ile günümüz ortamı gerçekten çok örtüşüyor ve insanı endişelendiriyor. Yazarın bunları tahmin ederek kurguya dökmesi de şaşırtmıyor değil beni. Neticede 1948 senesinde yazılmış bir kitap. Tuhaf gerçekten. Saygılar, sevgiler. :)

      Sil
  9. Özgürlük,demek ki tamamen iç gudusel bir duygu. Kesinlikle sonradan öğrenmekle olmuyor. Zamanı geldiğinde insan sorgulamaya başlıyor. Aslında 1984 kitap yorumunuz, bana konusu çok da sıkıcıymis gibi gelmedi ama sanırım yazarın dili ve anlatımı da burada rol oynuyor. Yinede okumayı çok isterim çünkü merak ettim😊. Bütün yorumculara katılıyorum gerçekten çok açıklayıcı ve akıcı bir anlatım dı. Zevkle okudum. Yorumunuza sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın dil ve anlatımı yönünde hiçbir problem yok, konu ağır, kurgulanan dünya fazlasıyla karamsar. İnsanlar her yönden kontrol altında tutuluyorlar. Asıl rahatsız edici olan ise günümüzde bunların benzer yöntemlerle yapılıyor olması. Bence okumalısınız, bazı kitapları her şeye rağmen okumak gerekiyor ki bu da onlar arasında. Beğenmenize sevindim, çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  10. Hayvan çiftliğini sipariş etmiştim yarın elime ulaşır ulaşmaz okuyacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keyifli okumalar şimdiden, muhtemelen bir solukta bitecektir. Sonrasında bu kitabı da okumanızı tavsiye ederim, ben de aynı sıralamayı takip etmiştim. :)

      Sil
  11. Serhat, yine alkışlıyorum ve tebrik ediyorum, muazzam bir yorumlama, incelemeydi.
    George Orwell'in hayvan çiftliğini aldım, yakın zamanda da okumayı düşünüyorum akabinde de 1984 ile devam etme niyetindeyim. Alıntılar da çok hoş, filmi için aldığın karar mantıklı geldi bana da ;) Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı sıralamayı takip etmiştim, keyifli okumalar şimdiden. :)
      Çok teşekkür ederim. Aslında yapımcılar her kitabı filme çevirme çılgınlığına bir son vermeliler diye düşünüyorum. Büyüsü kaçabiliyor izlendiğinde. :) En iyisi orijinal olan hangisiyse onunla yetinmek. :)

      Sil
  12. 1984'ü biz 5-6 blogger aynı dönemde okuyup yorumlamıştık. Gerçekten etkileyici bir kitaptı. Kitabı okurken sürekli bir şeyler düzelecek, her şey yoluna girecek diye okudum ama öyle bir şey olmadı. Dünyanın gittikçe 1984 dünyasına benzemesi beni korkutuyor. Güzel bir inceleme olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı korkuyu yaşadım açıkçası. Kitap karamsar mı yoksa insanları harekete geçirmek için gerçekleri tüm çıplaklığıyla vermeye mi çalışıyor ona karar veremedim. Evet o yorumları da okumuştum sanırım, hepsini olmasa da...
      Teşekkür ederim. :)

      Sil