Header Ads

KİTAP İNCELEMESİ #13: GÜLÜN ADI - UMBERTO ECO


Nasıl ki Umberto Eco, yalnızca bir yazar veya düşünür diyerek kestirip atamayacağımız çok yönlü bir entelektüel ise, "Gülün Adı" romanı da, Eco'nun çok yönlülüğüyle zenginleştirdiği, çağımızın en önemli ve "sıradışı" olarak nitelendirebileceğimiz, hayranlık uyandıran bir eser.


ORTAÇAĞ POLİSİYESİ


Gülün Adı, Umberto Eco'nun 1983 senesinde yayınlanan ve filmiyle aynı tarihte, yani 1986 yılında "Can Yayınları" tarafından Türkçe'ye çevrilen, Eco'nun belki de en çok ses getiren, yerli ve yabancı pek çok önemli listede yer alma başarısı göstermiş bir başyapıt. Kitapta, William ile yardımcısı Adso'nun, bir manastırda gerçekleşen gizemli cinayetleri çözmek için verdikleri mücadeleyi görüyoruz. Bununla birlikte, Ortaçağ özgü mimari ve toplumsal betimlemelere, felsefi çıkarımlara, döneme özgü fikir çatışmalarına, kilise ile imparatorluğun erki ele geçirme mücadelelerine de tanık oluyoruz.

Bizler kitaplar için yaşıyoruz. Kargaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu dünyada, hoş bir görev bu.

Kitabı okumaya başladıktan kısa süre sonra, yazarın eşsiz dil kullanım becerisiyle ortaya çıkardığı betimlemelerin de yardımıyla, mekanlar ve insanlar net bir şekilde gözünüzde canlanıyor. Böylece, olayları ve yerleri her ne kadar Adso'nun gözünden okuyor olsak da, kendimizi de romanın gizli bir kahramanı olarak yerleştirmemizin yolu açılıyor.

Çok bilgelikte çok acı vardır. Bilgisini arttıran, acısını da arttırır.

Umberto Eco'nun sahip olduğu çok sayıda uzmanlıktan biri de "göstergebilim". Yazarın, Gülün Adı kitabında, bu bilimden elde ettiği bilgilerden fazlasıyla yararlandığı söyleniyor. Buna örnek olarak ise kitabın adını vermek mümkün. Aslında yazar, ilk başlarda kitabın adını "Suç Manastırı" olarak tasarladığını, ardından da "Melk'li Adso" adını koymaya karar verdiğini söylüyor. Ancak, bunlardan ilki, kitabın polisiye yönüne fazla vurgu yaptığı, ikincisi ise genel olarak yayıncılar tarafından tercih edilmediği için bir süre sonra aklına yatmamaya başlıyor. Gülün Adı ise kendi deyimiyle, hemen hemen bir rastlantı sonucu karar verdiği bir isim. Eco bu durumu "çünkü gül, öylesine anlam yüklü, simgesel bir nesnedir ki, neredeyse artık hiçbir anlamı yoktur" şeklinde izah ediyor. Buradan yola çıkarak da, kitabın sonunda yer alan ve tüm ünlü yerlerin ve isimlerin bir gün unutulduğunu, geriye kalanın yalnızca bilgi ve fikirler olduğunu vurgulayan eski bir şiirin, kitabın adıyla uyum sağladığı söylenebilir. Sanırım bu kısım, kitabı okuyanlar için daha anlamlı olacaktır.


SKOLASTİK DÜŞÜNCE VE YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH


Kitapta, Ortaçağ döneminde Avrupa'da yaygın olan skolastik düşünce anlayışına, kilise egemenliğinde pozitif bilimlerin geri planda atılıp yasaklanmasına ve dinin çeşitli şekillerde çıkar çatışmalarına alet edilmesine fazlasıyla değinilmekte. Öyle ki, olayların gerçekleştiği manastırda, başrahibin sürekli övündüğü eşi benzeri olmayan kitaplık, özellikle kahramanlarımız için büyük merak uyandırıyor. Çünkü oraya, manastırın görevli kütüphanecisi ve onun yardımcısı dışında kimse adım atamıyor. Yasak her ne kadar eserlere gelecek zararların önlenmesi ve kütüphanenin uzun yıllar korunması bahanesine sığınarak sürdürülüyor olsa da asıl sebep oradaki eserlerin, insanların inançlarına zarar vereceği düşüncesi.


Günümüzde bilginler, çoğu kez cücelerin omuzlarına çıkmış cücelerden başka bir şey değildir.


Bu anlamda, cinayetlerin aydınlatılması için kitaplığa girilmesi ve oradaki gizemin çözülmesi de büyük önem arz ediyor. Çünkü yaşanan cinayetler, kitaplığın içindeki saklı hazinenin rahiplerde uyandırdığı merak ve iştahla da ilintili. Bunca gizemin içerisinde, manastırda yaşayıp ilmi çalışmalar yapan rahiplerin her birinin farklı zaaflarına da gönderme yapılmış. Söz konusu kusurlar vasıtasıyla, Hristiyan inancında önemli bir yer tutan "Yedi Ölümcül Günah"a da gönderme yapılmış.

Yedi Ölümcül Günah: Kibir, Açgözlülük, Şehvet, Kıskançlık, Oburluk, Öfke, Tembellik.

 Bu konuda bir örnek vermek gerekirse; Anlatıcı konumundaki Adso'nun üstadı William'ın zaafı, zekasından ileri gelen kibirli tavırları. Adso ise ilerleyen zamanlarda şehvetiyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Kitabı okurken, söz konusu zaafların, aynı zamanda cinayetlerin işlenmesine ve bir anlamda bir kaos ortamının oluşmasına zemin hazırladığını düşündüm. Farklı veya daha derin çıkarımlarda bulunmak da mümkündür mutlaka.


GÜLMEK ÜZERİNE TARTIŞMALAR


Kitapta çok geniş yer ayrılan bir diğer konu ise gülmenin günah olup olmadığı tartışmaları. Bu konuda en çetin tartışmalar, William ile yaşlı ve kör rahip Jorge arasında yaşananlar. Jorge, çok bilgili ve deneyimli birisi olmasına karşın, pozitif bilim olarak tabir edilen dini kaynaklar haricindeki yazı ve düşüncelere öfkeyle yaklaşıyor. Bu öfkesi onu bağnazlığa ve tek yönlü düşünmeye sürüklüyor. William ise daha çok olasılıklar üzerinde duran, farklı fikirlere daha ılımlı yaklaşabilen, son derece zeki, aynı zamanda da kibirli birisi. Bu konuda temelde iki görüş çatışıyor. Bunlardan birisi, gülmenin insana özgü doğal bir şey olduğunu söylerken, bir diğer görüş ise gülmenin korkuyu yok ettiğini ve korku olmadan inancın ayakta kalamayacağını ortaya atıyor. Yani bir anlamda, skolastik düşünce ile özgür düşüncenin çatışmasına bu konu üzerinden de yer verilmiş olunuyor.

Belki de insanları sevenlerin görevi, onları gerçeklere güldürmektir; gerçeği güldürmektir; çünkü biricik gerçek, gerçeğe duyulan çılgınca tutkudan kendimizi kurtarmayı öğrenmektir.


Gülmek üzerine yapılan tartışmalar ve ortaya atılan düşünceler kitap boyunca karşımıza çıkıyor. Hatta okurken asıl üzerinde durmak istenilen noktanın bu olduğundan dahi şüphe edebilirsiniz. Bu noktada, hem gülmek üzerine yürütülen tartışmalarda hem de işlenen cinayetlerde Aristoteles tarafından kaleme alınan Poetika adlı eserin de çok önemli bir yer tuttuğunu söylemiş olayım.


FİLM VE KİTAP KARŞILAŞTIRMASI


Kitap, Fransız yönetmen Jean Jacques Annaud tarafından, 1986 senesinde sinemaya uyarlanmış. Geçtiğimiz günlerde filmini de izledim ve aradaki farklılıklara bu yazı içerisinde değinmeye karar verdim.

Ne çok zaman geçti, neler neler oldu! Ne çok sınadı Tanrı bizi!

Filmin kurgusu ile kitabın kurgusunun, temel olaylar baz alındığında tamamen uyumlu olduğu söylenebilir. Gülün Adı gibi ayrıntısı ve değinilecek noktası çok olan bir kitabı, sinemaya aynen uyarlamak zaten imkansız bir şey. Buna rağmen, can alıcı olarak tabir edebileceğimiz bölümlere, filmde de başarılı şekilde yer verildiğini düşünüyorum. Özellikle karakter ve mekan seçimleri tatmin ediciydi. Bazı noktalarda ise genel olay örgüsünü etkilemeyen bir takım farklılıklar mevcut. Bunlar da o kadar göze batmıyor. Ayrıca filmde, "Yedi Ölümcül Günah" ile "gülmek" konusu, daha çok vurgulanmış, yani anlaşılması daha kolay oluyor. Detaylı ve kalın bir kitap olması nedeniyle okumaya erinen veya okuyamayan kişiler için film oldukça iyi bir alternatif olur kanaatindeyim.


SON SÖZLER


Konuyu burada noktalarken, kitap hakkında bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Umberto Eco gerçekten yaptığı her işte inanılmaz bir titizlik gösteren, en basit noktalara bile yeri geldiğinde yıllarını veren, birikimi üst düzeyde olan çağımızın en önemli entelektüellerinden birisi. Bu doğrultuda, kitaptaki betimlemeleri zaman zaman yorucu olabiliyor. Kimileri bunu eleştiri olarak söylüyor ancak ben öyle düşünmüyorum ve bunu okuyacak olanlara bir uyarı veya bilgi olarak aktarmak istiyorum. Yani özetle, eğer okumaya karar verdiyseniz, biraz daha fazla yoğunlaşmayı göze almalısınız. Ayrıca, çok sayıda Latince kavram ve cümle, Türkçe çeviride yer alıyor. Bu durum benim okumamı hayli yavaşlatmıştı, sizler için de benzeri olabilir.

Gerçek hiçbir yerde değildir bazen.

Kitap hakkında verebileceğim daha çok bilgi ve görüş olsa da yazıyı burada noktalamayı uygun gördüm. Dilerim sizler için faydalı bir içerik olmuştur. 

31 yorum:

  1. Merak ettiğim bir kitap ama öyle bir koşturmanın içindeyim ki incecik Hayvan Çiftliği'nde bile önsözden öteye geçemedim. Cümle işlerimiz geç olsun da güç olmasın ⭐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya, bunu daha geniş bir zamanda, biraz sindirerek okumak gerekiyor. Aynen öyle sağlık olsun, geç olsun güç olmasın, kolay gelsin. :)

      Sil
  2. Gerçek hiç bir yerde değildir bazen.Çok vurucu :) Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Kaliteli bir yazı olmuş,elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı "kaliteli" olarak nitelendirmeniz beni mutlu etti, teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Eylül ya da ekim ayında ben de okuyacağım ve nedense bir heyecan var içimde bu kitap için. Daha içini bile açmadan çok seveceğimi hissediyorum. Senin de yazını görünce bu bir işaret olmalı dedim :) Harika bir yazıydı teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de seversin, söylüyorlardı çok farklı olduğunu bende okuyunca anladım, farklı bir tat veriyor, keyifle okursun umarım, ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  5. Hayatımda okuduğum en iyi eserlerden... Bu yorumu senden okumayı çok istiyordum Serhat. Beğenmene çok sevindim. :) Ellerine, gözlerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumu geçte olsa geldi, çok farklı bir tat aldım kitaptan, diğer romanlarını da merak ediyorum şimdi, en kısa zamanda okuyacağım onları da. Teşekkürler. :)

      Sil
  6. Gülün Adı, aslında film de kitap da tam benlik, bunu kaçırmamalıyım, önce kitap diyorum sonra film Serhat, yine çok hoş bir kitap yorumu olmuş, imrendim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de doğru bir sıralama olur, kitabı okuduktan sonra filmi izlemek de sıkmıyor açıkçası, güzel aktarılmış. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  7. Harika bir yazı olmuş. Gülün Adı isminin hikayesini ve film yorumunu okumak ayri bir keyif verdi. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  8. Kalınlığı nedeniyle hep biraz sakındığım ama aynı zamanda da her defasında bu tarz teşvik edici yorumlar okuduğumda da çokça okumak istediğim bir kitap Gülün Adı. Filminin olduğunu bilmiyordum. Eğer hala okuyamazsam sonunda kendimi filmini izlerken bulurmuşum gibi geliyor. :)

    Harika bir yorum olmuş. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakit bulup okuyabilirseniz, kitaptan aldığınız tadı hiçbir şeyin veremeyeceğini söyleyeyim. Ama film de önemli noktalara güzel değinmiş, güzel bir alternatif. :) Teşekkür ederim.

      Sil
  9. Ellerine sağlık , kitap ve filim yorumunu bir arada tutman süper fikir.

    YanıtlaSil
  10. Öyle bir kitap ki... Edebiyatın ağır taşlarından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazlasıyla ağır ve derin gerçekten. :)

      Sil
  11. Merhaba sevgili Serhat ;

    Bu günlerde tembelliğim diz boyu ki blog ile ilgilenmek bile zor geliyor bana ... İlgilenemiyorum diye de kendime kızıyorum o da ayrı ...
    Kitap okuyayım dedim ; Kirpi'nin Zerafeti elimde sürünüyor ... Felsefi durumlarla anlatılan kitaplar bana oldukça zor geliyor şu sıralar ....
    Ama Umberto Eco okumadan olmaz diye düşündüğüm önemli yazarlardan , inşallah normale dönüp okuyacağım . Özellikle de bu kitabını çok istiyordum ... Yine şahane bir anlatım yapmışsın , emeğine sağlık ...
    Gerçek hiçbir yerde değildir bazen...... yine muhteşem bir alıntı Eco dan ...
    Teşekkürler paylaşım için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülün Adı zor bir kitap, böyle bir durumdayken okumak doğru olmazdı zaten. Okurken sadece polisiye olaya değilde daha fazlasına vakıf olmak için pek çok araştırma yapmak, sürekli durmak ve düşünmek gerekiyor. Ama okuduğunda beğeneceğini düşünüyorum, çok farklı bir tat veriyor. Ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  12. Sonunda Gülün Adı'nı okumuşsun :) Kitaptaki polisiye güzel. Sarıyor insanı. Ama aşırı şekilde Hristiyanlık mezheplerine girdiğini söyleyebilirim. O yüzden sindire sindire okumanın dışında biraz da bilgi gerekiyor gibi. Film yorumunu da yazıya eklemek orjinal bir hareketti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette bilgi gerekiyor ama gerekli bilgileri kitabın içinde veriyordu, bir kaç kez google'e danışınca da yerine oturuyor her şey. :) Beni araya giren latince kelime ve cümleler çok zorladı. Ayrıca şunu söylemeliyim; Ortaçağ Hristiyan mezhep ayrılıkları ile geçmiş ve günümüzde ortaya çıkan Müslüman mezheplerini çok bağdaştırdım nedense. Temelde aynı noktaya çıkıyor ve kitapta o kalabalığı yaratarak aslında insanların nasıl bir çözümsüzlüğün ve kısır döngünün içinde boğulduğu, gerçeklerden uzak kaldıkları müthiş bir incelikle vurgulanıyor. Zaten Eco, yorumu daha çok okuyucuya bırakmayı ve bunları dinlemeyi de seven birisi. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  13. Okuduğum en iyi kitap tahlili

    YanıtlaSil
  14. Kitabi da okudum filmi de birkaç kez izledim. Genelde kitaplari filmlerinden daha çok severim ama bu kez tersi oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende genelde kitabı okuduktan sonra filmi, filmi izledikten sonra da kitabı okuyamam. Bu sefer ikisini aynı anda yaptım ve ikisini de beğendim. Buradan da filmin kitabın sinemaya başarılı şekilde aktarıldığı sonucu çıkıyor sanırım. Yine de benim kitaptan aldığım tat başkaydı. :) Teşekkür ederim. :)

      Sil
  15. Çok güzel yorumlamışsın Serhat, kalemine sağlık :') Fakat seni kıskandığımı da söylemeliyim, çünkü Gülün Adı bu sene devamlı aklımın köşesinde olup okumaya korktuğum bir kitap olarak kaldı. Özellikle tarih derslerimizde hocamız devamlı kitaptan örneklere, alıntılara yer veriyordu ve çok övüyordu. Buna rağmen okumaya korkmamın nedeni yazardan daha önce hiç kitap okumamış olmam ve dediğin gibi dili hakkında endişelerimin olması. Ağır gelir de sıkılırım diye çok çekiniyorum. Yazını okurken içim gitti ama, çok heveslendim. Sen Eco'dan başlangıç kitabı olarak hangisini önerirsin peki? Doğrudan Gülün Adı'nı okumak doğru olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kitabı İzmit fuarında, Can Yayınları standından edinmiştim. Çalışanlara sorduğumda yine en doğru seçimin yazdığı ilk roman olacağını söylediler, bende o tavsiye üzerine Gülün Adı kitabını almıştım. Bu doğrultuda sana da aynısını tavsiye edeceğim. Ağır gitti ama çok farklı bir tat verdi kitap, senin için de öyle olur mu bilemiyorum, dilerim aynı tadı alırsın sende. :) Yorumun için teşekkür ederim. :)

      Sil
    2. Peki o zaman, tavsiyene uyup Gülün Adı'nı en kısa zamanda edinip okuyacağım :')

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.