Header Ads

KİTAP İNCELEMESİ #9: FALİH RIFKI ATAY - ÇANKAYA



Herkese merhaba,

Bugün 19 Mayıs, yani Milli Mücadele'nin başlangıç tarihi... Mustafa Kemal Atatürk bütün ümidinin gençlikte olduğunu dile getirmiş. Gençlik ve Spor bayramının da bu çerçevede ele alınması ve kutlanması gerekiyor elbette. Bize de geçmişe sahip çıkmak ve bu doğrultuda dersler çıkarıp geleceğe yön vermek düşüyor. Ne kadar bilinçliyiz, ne kadar doğruyuz orası da ayrı mesele. 

Daha öncesinde Çankaya kitabının incelemesini yazmıştım ancak blogu ilk açtığım zamanlara denk geldiği için geri planda kaldı. Şimdi, bu önemli günde, Milli Mücadeleyi anmak adına, herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitabın incelemesini, düzenleyip paylaşmak istedim.

KURTULUŞ SAVAŞI'NI BİR DE BURADAN OKUYUN


Ne kadar uzun sürmüştü bilseniz... Tarih kitaplarından hangi gün başlayıp hangi gün bittiğini öğrenerek bu uzunluğu ölçemezsiniz. Sakarya Harbi'nin her dakikası kendi başına bir zaman gelen, geldiğini duyuran, giden ve gittiğini duyuran bir zamandı. Uyanıklığımızda, uykuda imiş gibi, sıçrıyorduk. Çünkü ben şimdi, İstanbul'un bir köşesinde şu satırları, Sakarya Savaşı'nı kazandığımız için yazabiliyorum. Bu arada siz İstanbul denizini hala o zafer şerefine seyrediyorsunuz.

 Kurtuluş Savaşına dair günümüzde pek çok yeni şey söyleniyor. Gerçekleştirilen mücadelenin ötesinde, sonrasındaki süreçler konuşuluyor ve bunun üzerinden dozunu aşan yergiler ve övgüler havada uçuşuyor. Bu bilgi ve ideoloji kalabalığının arasında elime aldım Çankaya kitabını. Yakın dönem tarihe her zaman ayrı bir ilgim olmuştur. Okuduğum şahsiyetlerin ve olayların bir asrı bile geçmeyen zaman dilimlerinde yaşamış ve gerçekleşmiş olması, hala izlerinin görülebiliyor olması bana heyecan verici gelmiştir. Söz konusu tarih kendi yaşadığım topraklara ait olunca elbette bu heyecan ve merakım katlanıyor.

“Paşam, dedim, şu fikir danıştıkların arasında öyleleri var ki şaşıyorum. Bunların fikirlerine nasıl olsa sonunda katılmayacaksın. Ne diye birer birer çağırıp karşında söyletirsin?” Atatürk şu cevabı verdi: “Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir. Hiçbir fikri aşağı görmemek lâzımdır. Sonunda kendi fikrimi tatbik edecek bile olsam, ayrı herkesi dinlemekten zevk alırım.”
Bu kitabı okuduktan sonra, günümüzde Kurtuluş Savaşı dönemine ilişkin konuşulanların ne kadar dozunu aştığını veya yetersiz kaldığını anladım diyebilirim. Çünkü kitapta, söz konusu dönem, olaylar, kişiler kesinlikle abartıya kaçmadan, sebeplerine inerek, fazla derinleştirmeden ancak anlaşılmasını engelleyecek kadar da yüzeysel olmayan edebi bir anlatımla ele alınıyor.

Mesele ölmekte değil, ölmeden idealimizi gerçekleştirmektedir.

"BU BAYRAMLAR VE YARINLAR SİZİNDİR..."


Elbette kitabı yazan kişi Falih Rıfkı Atay, kendi hatırladığı ve yorumladığı şekilde olayları ele alıyor. Ancak kendisi yaşanan her şeyi tüm çıplaklığıyla ve samimiyetiyle ortaya koyuyor. Kitabı okurken siz de fark edeceksiniz bunu. Sanki karşınızda oturmuş, siz soruyorsunuz o anlatıyor, kimi zaman gülüyorsunuz, kimi zaman kuşkuya düşüyorsunuz, kimi zaman da hüzünlenip göz yaşlarınızı zor tutacak hale geliyorsunuz. Girişte alıntıladığım bölüm buna örnektir. Milli Mücadelemizin her aşamasında neyi elde ettik, olmasaydı neleri kaybederdik gerçekten anlamak ve olaya her şeyden önce insanca bakmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun.

Atatürk'ün ölüm felsefesi sade idi: "Ölümü istemek bir cesaret değildir ama, ölümden korkmak ahmaklıktır" derdi.

Maalesef bu tür aydınlatıcı kitaplar ve eserler yerine o dönemi anlayamayan, yeterli objektifliğe ve gerçekliğe sahip olmayan kişileri okuyarak tarihimizin kırılma noktası olan bir döneme haksızlık ediliyor. O kişilerin ortaya koyduğu özveri ve fedakarlık göz ardı ediliyor. Ben yazıyı daha fazla uzatmayarak sözü kitaba bırakıyorum. Okuyun diyorum ve okutun. Sonra da yorumlarınızı yazın, neler düşündüğünüzü merak ediyorum.

SON SÖZ


Nedense bayramlarımız da hüzünlü artık, garip bir burukluk kaplıyor benim içimi. O yüzden bir tutam umut bir tutam da hüzünle kaplı bir alıntıyla noktalıyorum yazımı. Her şeye rağmen 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı kutlu olsun.

Pencere kenarındaki koltuğa oturdu. Vapurda bir kıyamettir koptu. Gençler hep bir ağızdan "Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar" türküsünü söylüyorlardı. Atatürk mırıldandı:"Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle..." dedi ve gözyaşları ile ölüm yatağına döndü.


19 yorum:

  1. O kadar uygun bir kitap seçimin olmuş ki Serhat, kutluyorum seni.Gurur duydum seninle. Yorumumdan sonra yine okuyacağım.Sevgiler oğlum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ece Abla.
      Çok etkilenmiştim okuduğumda, bugün paylaşmayı uygun gördüm tekrar.
      Saygılar, sevgiler. :)

      Sil
  2. Gününe uygun bir kitap seçimi olmuş, ellerine sağlık :)
    O zaman gençlik bayramımız kutlu,mutlu olsun^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, öyle olsun istedim.
      Bayramımız kutlu olsun. :)

      Sil
  3. Ölüm felsefesini ilk defa duydum. İyi yazı, iyi anlatım. Kitap okunacaklar listemde. Bu yazı bir ön bilgi gibi oldu :) Klavyene sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitapta bu şekilde verilmiş, ben de birçok şeyi ilk kez bu kitapta okudum.
      Çok teşekkür ederim yorum için. :)

      Sil
  4. Kimi yerleri okurken tüylerim diken diken oldu. Tanıtım için teşekkür ederim. Notlarıma alıyorum bu kitabı. Mutlaka okuyacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Etkileyici bir kitap gerçekten. İyi okumalar şimdiden. :)

      Sil
  5. Tarih kitaplarını seçerken seçici olmak cidden çok önemli. .. 😉
    “Paşam, dedim, şu fikir danıştıkların arasında öyleleri var ki şaşıyorum. Bunların fikirlerine nasıl olsa sonunda katılmayacaksın. Ne diye birer birer çağırıp karşında söyletirsin?” Atatürk şu cevabı verdi: “Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir. Hiçbir fikri aşağı görmemek lâzımdır. Sonunda kendi fikrimi tatbik edecek bile olsam, ayrı herkesi dinlemekten zevk alırım.” işte liderlik diyorum 😉 sadece bu değil tabi ki ama çok hoşuma gitti 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle... Aslında her konuda seçici olmak gerek, işini doğru yapmayan, ehil olmayan ve buna rağmen kendisinin doğru ve iyi olduğunu iddia eden çok insan var artık.
      Benim de çok hoşuma gitmişti. Altı çizilecek, ders çıkarılacak çok nokta var kitapta. Bunlar sadece bir kısmı. :)
      Teşekkürler.

      Sil
  6. Sonunda... :) Takipçin oldum. Yazı da nefisti.

    Çok selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, çok memnun oldum. Yorum için de teşekkür ederim.
      Selamlar. :)

      Sil
  7. Çok güzel yorumlamışsınız kitabı.. Adını daha önce sadece edebiyat derslerimde duymuş hiç merak etmemiştim ama yazınızdan sonra kesinlikle okuma listemde yerini aldı kitap. Ayrıca alıntıladığınız cümleler de çok hoşuma gitti, çok vurucu ve kitabı okumaya daha da heveslendirici cümlelerdi. Elinize sağlık :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı durumdaydım. Sonra daha önce okumadığıma hayıflandım.
      Tarihimizin en mühim dönemlerinden birine ışık tutuyor. Yakın tarih olarak baktığımızda en önemlisi. Dilerim beğenirsiniz.
      Teşekkürler. :)

      Sil
  8. Falih rıfkı atayı severim. İyi notlar bu yazdıkların. En son notu çok beğendim. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alıntı yapılacak o kadar çok şey vardı ki... Ben gününe en uygun olanı ve beğendiklerimi derlemeye çalıştım. Teşekkür ederim, sevgiler. :)

      Sil
  9. Kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında ama Falih Rıfkı Atay'ın tam bir inanan olarak yazdığını da unutmadan ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam bir inanan olarak yazdığını da unutmadan derken tam olarak ne kastettiğinizi anlayamadım ama gerçekten okunması gereken bir kitap. Döneme ilişkin bakış açısını etkileyebilecek özellikte bir kitap.

      Sil
  10. Kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında ama Falih Rıfkı Atay'ın tam bir inanan olarak yazdığını da unutmadan ..

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.