KİTAP İNCELEMESİ #25: TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK - JARED DIAMOND


Jared Diamond, kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında, insanın ve uygarlığın tarihsel gelişiminde etkili olan tüm unsurları ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Tarihteki olayların neden daha farklı yaşanmadığını sorgulayarak geçmişi, günümüzü ve geleceği daha iyi anlamamızın yolunu gösteriyor. Bu kitabın oluşmasını sağlayan yolculuğuna ise Yeni Gineli yerli bir siyasetçi olan Yali'nin sorusundan aldığı ilhamla şu sorgulama ile başlıyor: "Neden şu anda Avrupalı ve Asyalı halklar zenginlik ve güç sahibi de başkaları değil? Örneğin neden Amerika, Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi, egemenlikleri altına alamadı, onların köklerini kazıyamadı?"


YALİ'NİN SORUSU İLE BAŞLAYAN SERÜVEN

Hiç düşündünüz mü? Okullarda bize öğretilen tarih, onlarca medeniyet, devletler, savaşlar, icatlar ve dönüm noktaları daha farklı gelişmiş olsaydı ne durumda olurduk? Mesela ateş çok daha geç bulunmuş olsaydı, sizce bugün aynı durumda olur muyduk? Dünya tarihini değiştiren savaşları düşünün, kazanan tarafları değiştirdiğimizde nasıl bir dünyada yaşıyor olurduk? Jared Diamond, otuz yılı aşkın sürede, pek çok bilim dalından yardım alınarak yapılan bir araştırmanın ürünü olan "Tüfek, Mikrop ve Çelik" kitabında bunlara ek olarak hepsinden çok daha can alıcı olan bir sorunun cevabını arıyor: "Tarihteki olaylar neden bu şekilde gerçekleşti?"

Bu kitapta batı Avrupa kökenli halkları yüceltmek şöyle dursun onların kültürlerinin temel öğelerinin çoğunun başka yerlerde yaşayan insanlar tarafından geliştirilmiş, daha sonra batı Avrupa'ya taşınmış şeyler olduğunu göreceğiz.

Günümüzde elinize aldığınız pek çok tarih kitabı gücü ve serveti elinde bulunduran batı dünyasının gözünden, tek yönlü bir bakış açısıyla yazılmıştır. Jared Diamond, bu anlayıştan sıyrılarak insanlık tarihine çok farklı bir açıdan yaklaşıp, çeşitli bilim dallarından aldığı destek ile gidebildiği kadar derine giderek insanlık tarihinin cevapsız bırakılmış, üzerinde durulmamış, merak edilen yönlerini aydınlatmaya çalışıyor. Çıkış noktası ise, tesadüfen tanıştığı Yali adındaki Yeni Gine'li yerel bir siyasetçinin ona sorduğu şu soru: "Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine'ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?" Jared Diamond, bu basit soruyu hayattaki en can alıcı soru olarak değerlendiriyor ve bunun üzerine kafa yorarak araştırmalarına başlıyor. Kitapta bulacağınız bütün bilgiler Yali'nin can alıcı sorusuna cevap bulabilmek adına yapılan araştırmaların bir ürünü diyebiliriz.

O bakımdan çağdaş dünyada görülen eşitsizliklerle ilgili soruyu şöyle sormak gerekir: Neden şu anda Avrupalı ve Asyalı halklar zenginlik ve güç sahibi de başkaları değil? Örneğin neden Amerika, Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi, egemenlikleri altına alamadı, onların köklerini kazıyamadı?

GEÇMİŞTEN BUGÜNE İNSANIN YOLCULUĞU


Bu kitabı okurken, Buzul Çağı öncesi döneminden başlayarak insanlık tarihinde uzun ve derinlemesine bir yolculuğa çıkarak Yali'nin sorusunun cevabını öğrenecek, ek olarak kendi kafanızdaki nedenlere ve nasıllara da cevaplar bulmuş olacaksınız.Toplamda dört bölümden oluşan kitap insanlık tarihini aklınıza gelebilecek her yönden incelemeye alıyor. 

Kitabın ilk bölümünde M.Ö. 11.000 yılına kadar bütün kıtalarda yaşayan insanların genel durumu, coğrafyanın toplumların gelişmişliği ve tarihteki rolü üzerindeki etkisi ve sonuçları tartışılıyor. Bu bölümde insanlığın bilinen ilk izlerinden başlayarak, ilk göç hareketlerine, tarihten silindikleri için belki adını hiç duymadığınız medeniyetlere ve toplumlarla tanışmış olacaksınız. İnka İmparatorluğunun, bir avuç İspanyol kaşif tarafından sayıca az olmalarına ve kıtayı tanımamalarına rağmen nasıl yıkıldığının incelendiği bölüm ise en az Yali'nin sorusu kadar can alıcı ve ilgi çekici. Bu anekdotun ardından aklınıza gelecek ilk sorulardan biri belki de şu olacak:"İnka'lar galip gelseydi ve Avrupa yeni kıtayı işgal edemeseydi ne olurdu? Neden İnka'lar Avrupa gibi gelişmiş silahlara sahip olup onları durduramadı?"

tüfek, mikrop ve çelik


Peki ama ateşli silahları, okyanusları aşan gemileri, çelik gereçleri icat edenler niçin Amerikan yerlileri ya da Sahra'nın güneyinde yaşayan Afrikalılar değil de Avrasyalılar oldu? Aradaki farklar matbaa makinesinden tutun da cama, buharlı makineye kadar daha pek çok önemli teknolojik gelişmeye uzanır. Niçin bütün bu icatlar Avrasyalılara aitti?

Kitabın ikinci bölümünde ise insanın avcı-toplayıcı kabile toplumlarından nasıl yerleşik tarım toplumlarına evrildiği ve bunun tarihsel gelişimi nasıl etkilediği üzerinde duruluyor. Şöyle ki, günümüzde bize çok normal gelen evcilleştirilmiş bitkiler ve hayvanlar binlerce yıl önce doğada vahşi bir şekilde bulunuyorlardı. Nasıl oldu da insanlar bunları evcilleştirdi? Neden inek ve at gibi hayvanlar evcilleştirilirken, bazı büyük memeli hayvanlar evcilleştirilemedi? Jared Diamond'un araştırmasına göre günümüzde temel besin kaynaklarımızı sağlayan pek çok bitki aslında tesadüfen evcilleştirilmiş. Bilinçli veya bilinçsiz olarak gerçekleştirilen pek çok evcilleştirme süreci de başarısız sonuçlanmış. Peki insanlar neden avcı-toplayıcı düzeninden ayrılarak çiftçiler olarak yaşamaya başladılar. Bu kısımda cevaplanmaya çalışılan en önemli soru da bu aslında. 

Kalabalık insan toplumlarında görülen bulaşıcı hastalıkların nedeni olan mikropların çoğu, yiyecek üreticilerinin yaklaşık 10.000 yıl önce her gün yakın ilişki kurmaya başladığı evcil hayvanlarda bulaşıcı hastalıklara yol açmış olan mikropların evrimleştirilmesi sonucunda türedi.

Tarihin herhangi bir döneminde eş zamanlı olarak yaşayan toplumlar incelendiğinde, aslında bütün bu değişimlerin aynı anda gerçekleşmediği görülüyor. Yani kimi toplumlar çok daha ileri teknolojilere sahipken, kimi toplumlar hala ilkel koşullarda yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Günümüzde dahi buna dair çok sayıda çarpıcı örnekler görmekteyiz. Amazonlarda ve farklı yerlerde yaşayan ilkel avcı-toplayıcı kabileler hala bulunmakta. Jared Diamond'un vardığı sonuca göre dünya üzerindeki bazı bölgeler tarım için çok daha elverişli koşullar sunuyordu ve buna bağlı olarak bu bölgelerde evcilleşen bitkileri değerlendiren toplumlar çok daha hızlı çoğalmaya, iyi beslenmeye, uzun yaşamaya ve farklı işlerle uğraşmak için daha vakit bulmaya başladılar. Bunun sonucu olarak da diğer avcı-toplayıcı yaşantı süren insanlara üstün geldiler ve onları tarih sahnesinden silmeye başladılar.

tüfek, mikrop ve çelik
Jared Diamond'un araştırmalarına göre dünya üzerinde tarımın bağımsız şekilde ilk başladığı bölgeler.

II. Dünya Savaşı'na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu. Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askeri tarihler insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galiplere her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan ordular değil, çoğu kez yalnızca düşmanlarına bulaştıracak en berbat mikropları taşıyanlardı.

Kitabın üçüncü ve dördüncü bölümleri ise benim en ilgi çekici bulduğum konulara değinmekte. Bu kısımlarda yazının neden ve nasıl oluştuğu, nasıl evrildiği ve farklılaştığı üzerinde ayrıntılı bir şekilde duruluyor. Bu sayede bir zamanlar aynı dili konuşan insanların birbirlerinden ayrılarak tek bir dilden nasıl olup da onlarca farklı dilin oluşmasına yol açtıklarını anlayabileceksiniz. Buna ek olarak yönetimsel ve dini kurumların ilk örnekleri, nasıl ve neden oluştukları hakkında da ilgi çekici bilgiler mevcut. Son bölümde ise Çin Tarihi, Afrika Tarihi, Japon tarihi, Avustralya ve Yeni Gine tarihleri gibi az bilgi sahibi olduğumuz ancak insanlık tarihinde önemli bir noktaya sahip olmasının yanı sıra incelenen konulara da iyi birer örnek teşkil eden toplumların ve medeniyetlerin tarihsel gelişimleri incelenerek çeşitli karşılaştırmalara yer verilmekte.

KİTABIN ARTILARI VE EKSİLERİ


İçerdiği bilgiler ve çok derin bir araştırmanın ürünü olarak değerli bir kitap olsa da kitabın çok akıcı bir okuma deneyimi sunduğunu söyleyemeyiz. Bu kitabın bir kusuru olmaktan ziyade çeşitli bilim dallarından yararlanılarak hazırlanmış detaylı bir araştırma eserinin kaçınılmaz özelliği olarak görmek gerekir. Eserin özellikle ilk iki bölümünde çok fazla kavramlara ve terimlere yer verilmiş ki, kimi yerlerde hatırlatma yapmak adına düşülen tekrarlar da buna eklenince okuma sürecini hayli yavaşlatabiliyor. Bu anlamda uzun soluklu bir okuma serüvenine hazırlıklı olmanızı öneririm. Belki de bu kitabı okurken sıkıldığınız zamanlarda kafanızı dağıtmak için yanına farklı hikaye kitapları veya ince romanlar eklemeniz iyi olabilir. 

tüfek, mikrop ve çelik
Jared Diamond'a göre insanlığın Orta Afrikadan başlayıp tüm dünyaya yayılan yolculuğu.

Halk tabakasından alınmış çok miktardaki şey onlara yeniden dağıtılmayıp da saklandığı ve şef soyu ile zanaatkarlar tarafından tüketildiği zaman yeniden dağıtım bir armağan durumuna geldi ve böylece vergilerin temeli şefliklerde atıldı.

Pegasus Yayınlar'ı tarafından "Türkiye'ye Özel Önsöz" ile çıkarılan kitabın giriş kısmında ülkemizinde içinde bulunduğu Mezopotamya bölgesinin dünya tarihindeki önemi ve dünyanın pek çok konuda Türkiye'ye olan borcu üzerine güzel bir özet geçiliyor. Bu kısım üzerinde yaşadığımız toprakların ne kadar özel bir konumda bulunduğunu, ne denli zengin ve köklü bir tarihe ev sahipliği yaptığını kavramak adına gerçekten önemli.

İster bir şeflik olsun, ister bir devlet, herhangi bir sınıflı toplum için şunu sormalıdır: Halk kendi çileli emeğinin sonucu ürünlerinin hırsızkratlara aktarılmasına niçin göz yumuyor?

Şunu da söylemek gerekir bu kitabı okuyup bitirdiğinizde kafanızda hiçbir soru işareti kalmayacağını, değinilen bütün konuların kesin bir şekilde açıklığa kavuşturulacağını düşünüyorsanız da yanılıyorsunuz. İncelenen pek çok konu hakkında hala kesinliğe kavuşturulmamış onlarca tez ortaya atılmış ve yeterli veri mevcut değil. Bu durumda yazar bir takım çıkarımlarda bulunup doğru soruları sormaktan öteye gidemiyor. Yine de bu kadarı bile insanın ufkunu açmaya yetiyor. Çevirmen Ülker İnce'ye de böylesine bir eseri başarılı bir şekilde dilimize kazandırarak bize daha rahat bir okuma fırsatı sunduğu için teşekkür etmek gerekir. 

İngilizce'nin atası, günümüz Türkiye'sinde yaşamış ve Avrupa'yı istila etmiş çiftçilerin dilidir.

Toparlayacak olursak, kalın ve bilgi yüklü kitaplardan hoşlanıyorsanız, tarihi okumaktan öteye giderek anlamak istiyorsanız Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını okumalısınız. Ne kadar özel ve başarılı bir eser olursa olsun her kesime hitap eden, herkesin okuyabileceği türden bir kitap olmadığı düşüncesindeyim. Kitabı okuduktan sonra emin olun ki insanlık tarihini çok daha farklı bir gözle değerlendirecek, doğru soruları sormaya başlayacaksınız. Son olarak her zaman önce kitabın okunması gerektiğini düşünsem de, zorlayıcı bir eser olduğunu göz önünde bulundurarak kitabın National Geographic tarafından belgesel çekimi yapıldığını hatırlatmak isterim. Konuyu kitap kadar derinlemesine incelemiyor olsa da başarılı bir belgesel ve okuyamayanlar için iyi bir alternatif.




KİTAP İNCELEMESİ #25: TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK - JARED DIAMOND KİTAP İNCELEMESİ #25: TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK - JARED DIAMOND Reviewed by Ne Okudum Ne İzledim on Mayıs 31, 2020 Rating: 5

5 yorum

  1. Sömürgeci ülkelerin kadim kültürleri yokedisine hep kızmışımdır. Şu an evet teknoloji, bilim v.s. gelişmis olabilir ama eski kültürleri incelediğimizde doğayla barış içinde yaşadiklarini gorebiliyoruz. Medeniyet geliştikçe doğayı yok saydık, patron biziz sandık. Düşüncelerimle örtüşen bir kitaba benziyor. Okumak isterim .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de düşüncelerinize katılıyorum. Benim ilgimi çeken konular olduğu için kitabı uzun sürede de olsa keyifle okumuştum. Aradan belirli bir zaman geçince tekrar okumayı da düşünüyorum. Dilerim keyifle okursunuz. :)

      Sil
  2. hala okunacaklar arasında bekliyor bu kitap...

    YanıtlayınSil
  3. Okuduğum en iyi inceleme yazılarından birisini yazmışsın kesinlikle, kalemine sağlık. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla çok merak etsem de benim pek okuyabileceğim bir kitap değil. Bir gün, belki diyebiliyorum sadece. Kitabı okuyamasam da belgeseli izlemek isterim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Tarzın değilse tam bir işkence haline dönüşebilir. Bence de belgeseli denemelisin. Iyi seyirler şimdiden. :)

      Sil