Header Ads

MR.HOLMES VE MÜTHİŞ SIRRI(2015) - FİLM İNCELEMESİ





YAŞLI SHERLOCK HOLMES'A MERHABA DEYİN!

Bugün çok güzel bir film incelemesiyle sizlerle birlikteyim arkadaşlar. Bu filmde, zeki, inatçı, her zaman zinde, hareketli, hafızası son derece kuvvetli bir karakter olarak karşımızda duran Sherlock Holmes, yıllar sonraki haliyle, 1947 yılında artık emekliye ayrılmış olarak karşımıza çıkıyor. Yaşlı Holmes, en iyi Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmlerindeki "Gandalf" olarak bildiğimiz Sir Ian McKellen tarafından canlandırılıyor.

Artık 93 yaşına gelmiş olan Sherlock Holmes, kimsenin bilmediği, kendisinin de şiddetli bunama belirtileri göstererek unuttuğu son davasının ardından emekli hayatı yaşamaya başlıyor. Oldukça sakin bir köşede, hobi olarak arı kovanlarıyla ilgilenerek, hizmetçisi ve onun küçük oğlu Roger ile beraber hayatını sürdürüyor.

Her ne kadar yaşlanmış ve eski özelliklerinin çoğunu gösteremiyor olsa da Holmes çok daha bilge bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca zekası ve hazırcevap olma özelliğinden de kesinlikle hiçbir şey kaybetmemiş. 

Eski Holmes Yok! Fakat, Çözülmesi Gereken Eski Bir Dava Var!

Holmes, her ne kadar emekliye ayrılmış olsa da "Son Dava" olarak adlandırdığı ve hakkında pek bir şey hatırlayamadığı olayı unutamaz. Kendisi ne kadar kaçmak istese de bunu bir türlü başaramaz ve hizmetçisinin oğlu Roger ile iyi bir dostluk kurarak ondan yardım almaya başlar. Roger, küçük yaşına rağmen oldukça zeki ve anlayışlı bir çocuk. Holmes'un zorlandığı anlarda, vazgeçmeye başladığı zamanlarda gerçekleri hatırlaması için elinden geleni yapıyor. Elbette bunu yaparken onun bilgeliğinden ve farklı bakış açısından da bir şeyler kapıyor. Kim bilir belki bu aldığı temel ile ileride iyi bir dedektif olup karşımıza çıkabilir. ne dersiniz? :)

Ancak tüm bu geçmişe dönük aydınlatma çabası sürerken, Holmes sahip olduğu arı kovanlarıyla alakalı yeni bir davanın da içinde bulur kendini. Roger, Holmes'tan öğrendiği bilgiler ile sebebini anlayamadıkları bir şekilde ölen bal arılarını, kimin veya neyin öldürdüğünü bulmaya çalışır.

"İnsan her şeyi çözemez"

Sen Gerçek Sherlock Holmes Değilsin!

Holmes zamanla geçmişini aydınlattıkça, başından geçen olayları ve son dava ile ilgili detayları da öğrenmeye başlıyoruz. Holmes, bunama başlangıcını fark ederek Japonya'ya aradığı "çin biberi" adlı bitkiyi ona verebileceğini söyleyen bir kişi tarafından davet edilmiştir. Ancak bu kişinin gerçek maksadı da tamamen farklıdır.


Gittiği yerlerde ise bir zamanlar onunla birlikte bulunan ve kurgu yoluyla yazmayı seven Watson'un efsaneleştirdiği, pipolu, avcı şapkalı Sherlock Holmes olarak bilindiği için kendisinin o olduğunu söylese dahi pek ciddiye alınmamıştır. Bu durum bana Charlie Chaplin taklidinin yapıldığı yarışmada, Chaplin'in üçüncü gelmesi hikayesini hatırlattı. Çünkü durum aynen böyle. İnsanlar gerçek Sherlock Holmes ile karşılaşıyorlar ancak hala hayallerindeki, tamamen kurgu olana inanmaya devam ediyorlar.


Nihayet Her Şey Yerine Oturuyor!

Filmin sonunda hem geçmiş, hem de güncel nitelikteki iki dava da aydınlanıyor. Holmes, son davası olarak adlandırdığı ve hatırlamasa dahi başarısız olduğu için her şeyi bırakıp geldiğini düşündüğü olayın arkasında bambaşka bir gerçekliğin yattığını fark etmektedir. Sherlock Holmes gibi efsanevi bir dedektif, zekası, olayları anlamlandırması ve bakış açısı ne kadar üst düzey olsa dahi bütün olayları çözemeyeceğini, onun da hatalar yapabileceğini ve bu hatalardan kaçmak eğilimine düşebileceğini görüyorsunuz. 

Hayata sürekli gerçeklik ve mantık üzerinden yaklaşan Holmes, en sonunda bunun bir hata olduğunu kavrar ve son davasında yaptığı bu hata yüzünden pişmanlık duyarak ve acı çekerek bu hayatı tercih ettiğini hatırlar. Nihayetinde, Japonya'da onu ağırlayan kişiye de başta bu mantık ve gerçekçilik çerçevesinde cevap vererek onun kalbini kırmış olsa da, bir mektup yazarak pişmanlık yükünden bir nebze olsun kurtulmak ister.

Arılar davasında ise kendisi bir çözüm bulamaz ancak emeklilik hayatındaki zeki ve genç yardımcısı Roger olayı çözer. Ancak bu kendisine pahalıya patlar. Holmes, hem geçmişte hem de her şeyden uzaklaşmasına rağmen benzer şekilde kendi hatasından dolayı başkasının zarar görmesinden dolayı çok üzülür. Ancak nihayetinde her şey tatlıya bağlanır.


1 saat 45 dakika süren film, beni kesinlikle sıkmadı ve sürekli merak içinde bıraktı. Ayrıca daha önce yazının başında da dile getirdiğim özelliklere sahip genç Holmes'u okuyup izledikten sonra, onun bu hallerini görmek içimde bir acıma hissi yaratmadı da değil. Sonuç olarak Sherlock Holmes ne kadar yaşlansa dahi olayları bu kez bilgeliği, tecrübesi ve yeni yardımcısının desteğiyle çözmeyi başararak, bizleri büyülemeyi başarıyor. Filmi izlemediyseniz, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.



Hoşçakalın. :)

 


2 yorum:

  1. Filmi izlemeye başladığımda uyuyakalmıştım. Daha da izleme şansım olmadı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anladım. :) Alışılageldik aksiyon sahnelerinden uzak bir film o anlamda herkeste iyi bir film izlenimi uyandırmamış olabilir. Karakterin bilgeliği ve tecrübesi ön planda. Ben beğenmiştim. :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.