Header Ads

CKSM AŞIK VEYSEL FOTOĞRAF SERGİSİ




FOTOĞRAFLAR İLE AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU

Fotoğraf çekmeye yeteneğim olmasa da fotoğraf sergilerine denk geldikçe gezmeyi severim. Aşık Veysel'in ölüm yıl dönümünde anısına düzenlenen bu sergiye de haberim olur olmaz yakın olmamın da avantajıyla hemen gitmeye karar verdim. Sergi alanı çok büyük değil, yani resimlerin ve bilgilendirme panolarının başında uzun uzun vakit geçirseniz dahi 1 saat içerisinde bütün sergi alanını gezmiş olursunuz.

Veysel Şatıroğlu'nu yani Aşık Veysel'i daha yakından tanımak, ünlü fotoğrafçıların gözünden onun hayatına ve anılarına erişmek istiyorsanız bu sergi sizin için güzel bir fırsat. Sergide Ara Güler, Fikret Otyam, İsa Çelik, Ozan Sağdıç, Ergun Çağatay ve Mustafa Türkyılmaz fotoğrafları yer alıyor. Ayrıca 1973 yılındaki gazete kupürlerine ve döneme ait makalelere de yer verilmiş. Sergiyi 17 Nisan tarihine kadar CKSM(Cennet Kültür ve Sanat Merkezi)'ye giderek ziyaret edebilirsiniz. 

Evim uzak, vaktim yok, ben gidemem diyorsanız da bu yazıyı okuduğunuz için çok şanslısınız çünkü sizinle izlenimlerimi fotoğraflar eşliğinde paylaşacağım. Yani gezmiş kadar olacaksınız diyebilirim. Lafı uzatmadan gezintiye başlayalım öyleyse. :)

"Koca Veysel'di O... Hürmetimiz Büyüktü..."


Aşık Veysel, 7 yaşında yakalandığı çiçek hastalığında bir gözünü sonra ise geçirdiği bir kaza sonucunda da görme yeteneğini tamamen kaybediyor. Bu haldeyken, babası onun halk müziğine olan ilgisini fark ediyor ve ona ahbaplarından bir hoca tutuyor. Sazı eline ilk alışından ölümüne sebebiyet veren hastalığının şiddetlenmesine kadar hiç elinden bırakmıyor. Sergide yer alan 1 Nisan 1973 tarihli Milliyet gazetesi haberinde, dostu Veli'nin şu demeçlerine yer veriliyor: 
" Koca Veysel'di o. Hürmetimiz büyüktü. Kimse yanında taşkınlık yapamazdı. İlk bağlama derslerini Çamşıhlı Ali Ağa'dan almış. Hey gidi hey! Bilir miydi acaba Çamşıhlı öğrencisinin böyle yüceleceğini. Bütün Türkiye'nin diline destan olacağını." 


Fotoğraf: Ergun Çağatay, Aşık Veysel saz çalarken.
Ergun Çağatay'a ait bu fotoğrafta Aşık Veysel'in hayat boyu en yakın arkadaşı olan sazıyla nasıl bütünleştiğini görüyorsunuz. İnsanın bir uzvu veya yetisi zayıfladı mı diğer uzuvlarındaki kuvvet ve yetinin arttığına yönelik bir söylenti vardır ya, işte Aşık Veysel'deki de böyle bir şey sanırım. Küçük yaştan itibaren görme yetisini kaybetmesi onu hayata çok farklı bakmaya zorlamış. Bunu yakınları ve dostları da çok net bir şekilde dile getiriyorlar.

Sergide yer alan ve yakınları tarafından anlatılan bir anısını aktarayım sizlere. Aşık Veysel'in hasta olduğu ve doktorların istirahat tavsiyesi nedeniyle sazından aylardır uzak kaldığı zamanlardır. Bir aralık sazını eline alır ve tellerine dokunur. Derhal "Bunu biri çalmış der." Çocukları, yok kimse dokunmadı deseler de o ısrar eder. Nihayetinde merak edilip bir soruşturulur. Müthiş bir sezme gücüne ve hissiyata sahip olan, sazıyla adeta bütünleşen büyük ozan haklıdır. Çünkü ziyaretine gelen bir arkadaşı sazına el sürmüş ve çalmıştır.

"Dostlar! Mermer mezar istemem. Toprağımda kır çiçekleri bitsin."
Ergun Çağatay Fotoğraflarının Bulunduğu Bölüm.


Fotoğraf: Ergun Çağatay, Aşık Veysel ve küçük çocuk.

Ben malesef fotoğraflardan sadece en beğendiklerimi çektim. Daha çok sayıda fotoğraflar, çizimler ve gazete kupürleri yer alıyor. Ayrıca duvarlarda ziyaret edenleri takip eden bir yazı da dikkatlerden kaçmıyor. "Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece..." Sergideki her fotoğraf farklı yer ve zamanlarda, farklı kişiler tarafından çekilmiş. Ancak bana göre fotoğrafların hepsinde, Aşık Veysel'in kendine has duruşu, uyandırdığı saygınlık, mütevazılık ve cana yakınlığı göze çarpıyor. Düşünün o dönemde bir çok önemli şahsiyet ziyaretine geliyor, bir yerlere davet ediyor, üzerinden prim yapmaya çalışıyor ve fotoğraflarını çekmek için yarışıyor. Ancak o hep aynı, hiç değişmiyor. Sadece sazı, kendine has gülümsemesi ve halkla içli dışlı olması çarpıyor gözünüze. İşte böyle olmalı diyor insan, böylelerini örnek almalı.

Aşık Veysel'i hastalığı döneminde ziyaret eden önemli kişiler, onu farklı yerlere çekmeye çalışsalar da o hiçbir zaman toprağını terk etmek istememiş ve mezarına bir mermer koyulmasına dahi razı olmamıştır.

Fotoğraf: Ara Güler. Benim en beğendiğim. :)
Sergide en beğendiğim fotoğraflar ise Ara Güler'e ait olanlar. Aşağıda onları da sizinle paylaşıyorum. Fotoğraflar Aşık Veysel'in sazı eline aldığındaki hissiyatını, asaletini ve bağlılığını sizce de çok güzel temsil etmiyor mu? Ben fotoğrafları ilk gördüğümde düşündüğüm bu oldu.

Ara Güler'e ait fotoğraflardan biri solda, diğer ikisi ise aşağıda yer alıyor. Fotoğraflardan biri ise sanırım Aşık Veysel'in yaşadığı köye ait. Gördüğünüz gibi son derece mütevazı bir Anadolu köyü. Ara Güler'in köşesini daha ilgi çekici kılan da zaten buydu. Çünkü Aşık Veysel'in yaşadığı, yetiştiği coğrafyayı yakından gösteriyor. Serginin bu bölümünde dolaştıkça, Aşık Veysel'in ne kadar zorlu şartlarda, fakirlik içerisinde ancak yılmadan, sevgiyle, sazıyla ve sözüyle hayata tutunduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

Elbette bu fotoğraflar da mevcut olanlardan sadece bir kaçı. Ara Güler'e ait yanılmıyorsam 10'dan fazla fotoğraf bulunuyor. Bana göre sergideki en değerli fotoğraflar ve açıklayıcı fotoğraflar burada yer alıyor. Tabi ben fotoğrafçılıktan anlayan biri olarak söylemiyorum bunları. Bu sadece benim hissiyatım ve kendime ait görüşüm. Farkı görüşlere ve sergide yer alan tüm eserlere saygım sonsuz.:)

Fotoğraf: Ara Güler.

Bu da Ara Güler'e ayrılan bölümde yer alan fotoğraflardan bir tanesi.
Sergideki 1973 yılına ait basın kupürlerinin yer aldığı bölümden bahsetmiştim. Buna ek olarak söylemeyi unuttuğum bir de küçük bir sinema köşesi var. Açıkçası gezinti esnasında duyduğum sesi takip ederek tesadüfen bulduğum bir köşe oldu. Orada ancak iki-üç kişinin oturabileceği bir oturma yeri ve karşısında kare şeklinde küçük bir perde yer alıyor. Ben oturduğumda Aşık Veysel'in sesinden kendisini anlatmasıyla ilgili bir film oynatılıyordu. Eğer giderseniz bu saklı köşeyi de es geçmemenizi öneririm. :)

Yazıyı fazla uzattım farkındayım ancak nihayet sonuna geliyoruz. Umarım gidemeyen arkadaşlar için güzel bir gezinti olmuştur. Gidenlerin ve yazıyı okuyanların yorumlarını da merak ediyorum. Unutmadan kalan fotoğrafları konunun altına küçük resim olarak bırakıyorum, gezintiyi uzatmak isteyenler bakabilirler. Benden şimdilik bu kadar, sağlıcakla kalın. :)



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.