Header Ads

MİM #6: ÇOCUKKEN ETKİLENDİĞİM HİKAYELER VE MASALLAR



Eskiden kitap okuyamıyorum, film izleyemiyorum, vaktim olmuyor diye şikayet ederken şimdi tam aksi bir durum söz konusu. Artık kitap okuyabiliyorum, film ve dizilere de vakit ayırabiliyorum ancak bu sefer de yazma konusunda bir isteksizlik var. Sıcaklar beni fazlasıyla etkiliyor olsa da farklı etkenler de mevcut. Beklemede olan tüm bu konulara inat bende mim yazıyorum. Çünkü mim yazısı söz konusu olunca, beni davet eden insanları bekletmiş oluyorum ki bu hiç hoşuma gitmiyor.

Sevgili Didemika ile Aytül Örcün(Ayna Hikayesi) tarafından davet edilmiş olduğum etkilendiğim hikayeler ve masallar mimini yazmaya karar verdim. Başlamadan önce, Didemika'nın mim yazısı için buraya, Aytül Örcün'ün mim yazısı için de şuraya tıklayabilirsiniz.

MASALLARLA BÜYÜMEK


Ben babaannemin masallarıyla büyüdüm. Bu anlamda şanslı olduğumu düşünüyorum. Öyle çok çeşitli masallar da bilmezdi babaannem, bir süre sonra aynılarını tekrar ederdik ama aynı masalı tekrar tekrar dinlemekten bile zevk alırdım. Güzel anlatırdı, masalın sonunu zor bekler ve hemen mışıl mışıl uykuya dalardım. Aklıma gelen "Fatsa ile Tutsa" masalı vardı mesela. Bu masal "Hansel ile Gratel" bozması biraz ama çok hoşuma gidiyordu, onu anlatayım sizlere.

Fatsa, fakir ormancı babasıyla yaşayan, kendi halinde tatlı bir kız. Babası yalnızlığa dayanamayıp, çok sevdiği kızından da izin alarak, Fatsa'ya bir üvey anne ve bir üvey kız kardeş getiriyor. Başlarda her şey güzel olsa da, bir süre sonra Fatsa'yı çekemez hale geliyorlar. Karısı adama sürekli onu göndermesini, maddi açıdan yük olduğunu söyleyip duruyor. Adam en sonunda dayanamayıp kabul ediyor ve takıyor kızını peşine. Fatsa bu konuşmaları duyuyor, yolu kaybetmemek için daha önceden hazırladığı ekmek kırıntılarını yola bırakıyor fakat bunları da kuşlar yiyor. Babası bir tepeye gelip, aşağıya bir ekmek yuvarlıyor ve kızına gidip almasını söylüyor. Fatsa, olacakları bilerek gidiyor. Geriye döndüğünde ne babasının ne de kırıntıların yerinde olmadığını görüyor. Akşam çökmeden kalacak bir yer bulmak umuduyla yürüyor ve kısa süre sonra bir kulübeye rastlıyor.



Kapıyı tıklattığında, içeriden yaşlı bir nine girmesine müsaade veriyor. Fatsa, iyi yürekli, yardımsever, gözü yükseklerde olmayan bir kız olduğu için nineye sevecen yaklaşıyor, ona yemek hazırlıyor, bakıyor. Hatta ninenin bakıma muhtaç kedi ve köpeklerine dahi yemek veriyor, hayvanlar da nine de onu çok seviyorlar. Nihayet sabah oluyor ve nine ona bir hediye vermek istediğini söylüyor. Onun önüne iyi ve kötü iki sandık koyuyor, istediğini seçmesini söylüyor ve seçtiği sandığı ötedeki ağacın altında açmasını tembihliyor. Fatsa, kendisini lüks olana layık görmüyor ve daha bakımsız sandığı tercih ediyor. Ağacın altında açtığı sandıktan çeşitli mücevherler, giysiler, altınlar vs. türlü güzellikler çıkıyor. Fatsa büyük bir mutlulukla babasının yanına koşuyor ve sandığı ona veriyor. Babası da yaptığı hatanın pişmanlığı ve sandıktan çıkanların verdiği mutlulukla kızına sarılıyor ve bir daha asla ayrılmayacaklarını söylüyor.

Üvey anne rahat durur mu? Durmaz. Hemen eşine dönüyor ve benim kızımı da aynı yere götüreceksin diyor. Adam yapma, etme, eyleme hanım dese de en sonunda tamam diyor ve Tutsa adındaki kızı da aynı şekilde götürüyor. Bu Tutsa, daha havalı, kendini beğenmiş, büyüklere saygı göstermeyen birisi. O da aynı ninenin yaşadığı evi buluyor, kapıyı tıklatmadan içeri giriyor. Saygısızca konuşuyor, onlara yardımcı olmuyor, hayvanlara yediği yemekten vermiyor ve böylece sabahı görüyor. Nine ona da teşekkür ederek, bir hediye vermek istiyor ve yine iki sandık koyuyor önüne. Tutsa, kendini beğenmiş bir şekilde "Ben güzel kızım, en güzel olan benim olmalı" diyerek lüks sandığı tercih ediyor. Ağacın altına gidip büyük bir heyecanla açtığında ise acı gerçekle yüzleşiyor. Türlü yılanlar ve akrepler kıza saldırıyor. Nasıl olduysa bunu duyan üvey anne de koşarak kızını kurtarmaya gittiyse de o da aynı akıbeti paylaşıyor ve kötülüklerinin cezasını böyle çekiyorlar. Fatsa ile babası ise bir daha birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar. Huzurlu, mutlu ve bereket içinde yaşamlarına devam ediyorlar.

Daha yazabileceğim masallar var elbette ama bu benim dinlediklerime bir örnek olsun istedim.

KİBRİTÇİ KIZ MASALI


Dinlediklerim dışında, kendi okuduğum masallar/hikayeler var bir de. "Gülüver'in Gezileri" kitabı ile "Kibritçi Kız" masalı geldi ilk aklıma. Kırmızı Başlıklı Kız, La Fontaine'den bildiğimiz Karga ile Tilki, Ağustos Böceği ile Karınca masalları zaten hem dinlediğim, hem de okuduğum masallar. Hatta La Fontaine masallarıyla ilgili bir çizgi film CD'si alıp izlediğimi hatırlıyorum. Konuyu yazarken bulabilirim ümidiyle etrafı kurcaladım ama bulamadım maalesef.


Ama okuduğum öyküler ve dinlediğim masallar arasında beni en çok etkileyen Kibritçi Kız oldu. Zaten konuyu gördüğümde, diğer arkadaşların yazılarını okurken de ilk aklıma o geldi. Belki de hikayenin hüzünlü oluşundandır bilmiyorum. Kısaca anlatayım sizlere. Küçücük bir kız, yılbaşı gecesi, sokakta kibrit satmaya çalışıyor. Bir süre sonra bu kibritleri ısınmak için kullanıyor ve her yaktığı kibrit onu farklı bir hayale götürüyor. Kimi zaman muhteşem bir sofrada buluyor kendini, kimi zaman bir şömine başında. En sonunda çok sevdiği büyükannesini görüyor ve her neredeyse onu da alıp götürmesini istiyor. Kibritleri ardı ardına yakıyor ve nihayet dileğine ulaşıyor. Sabah olduğunda, insanlar onun ölü bedeniyle karşılaşıyorlar, tabi gördüğü hayalleri ve gittiği yeri bilmeden, yanından geçtikleri halde umursamaz davrandıklarını da düşünmeden sadece üzülüyorlar.

Bu masaldan bu derece etkilenmemin sebebi sanırım içinde gerçeklikler barındırıyor olması. Yani masaldan ziyade bir öykü, artık her sokağa çıktığımızda karşılaştığımız, kaldırım taşlarında iki büklüm oturmaya zorlanan, soğuktan donan çocukların öyküsü var burada. Onlar da babaları kızacak diye bir şeyler satmadan, para kazanmadan evlerine dönmeye korkuyorlar yada iyi bir şey yaptıklarına inandırılıyorlar. Bizde muhteşem "duyarsızlığımızla" izliyoruz olan biteni. Sonrasında bir ölüm veya kaza olduğunda ah vah edip geçiştiriyoruz, tıpkı masalda olduğu gibi...

SON SÖZLER


Kibritçi Kız masalı vesilesiyle bu konuya da kendimce değinmek istedim ve yazımın sonuna geldim. Gönül isterdi ki dinlediğim bütün masalları, okuduğum bütün hikayeleri paylaşayım ancak o zaman da çok uzun bir yazı olurdu. Bende fazla uzatmadan yazmaya ve en beğendiklerimi paylaşmaya çalıştım. Dilerim keyifle okumuşsunuzdur.


36 yorum:

  1. Bak Hatsel ile Gratel yine karşıma çıktı. Geçen gün oyun oynarken "Hatsel ile ...?" şeklinde soru çıktı ve sallayarak doğru cevaplamıştım :D Her neyse "Kibritçi Kız" hikayesi başlı başına bir efsane. Fırsatı olup da okumayan yoktur diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz daha erken davransaydım belki sallamadan doğruyu bulabilirdin. :)
      Bende öyle düşünüyorum, herkes bir şekilde okumuştur/dinlemiştir Kibritçi Kız öyküsünü. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Her zamanki gibi keyifle okudum. Bu arada daha çok yaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda da belirttiğim gibi sıcaklar bozdu biraz beni, bir de kişisel sebepler eklenince arayı açmış oldum. Farkındayım bunun, telafi edeceğim, teşekkürler. :)

      Sil
  3. Kibritçi qız kədərləndirdi.. Birinci nağıl da hər ölkədə bir az fərqlə bir-birinə sanki bənzəyir. Bir ton nağıl adı yazdım sonra hər biri çox bənzər oldu, qarışdı oxuyanda qarışıq görünəcəyi üçün anlamayacağınızı düşünüb sildim :D Mimə cavabınızı bəyəndim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ilk masal farklı anlatımla sunulmuş, daha çok Hansel ile Gratel olarak bildiğimiz anlatıdan esinlenilmiş, ufak farklılıklar var tabi dediğin üzere. Evet bide sizde isimler biraz değişik olabiliyor bazen, karışabilirdi gerçekten. :D
      Olsun yaz yinede sen, anlamamak bizim kusurumuz bir anlamda, öğrenmiş oluruz. Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Kuşaktan kuşağa benzer masallarla büyümek... Çocukların beğenileri çok da değişmiyor. Aynı masumiyet hep devam ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle gerçekten de, çok özlüyorum o günleri.
      Teşekkür ederim. :)

      Sil
  5. Daha başlığı gördüğümde aklıma gelen Kibritçi Kız oldu. Hansel ve Gratel'i hatta bildiğim bütün masalları eniştem anlatırdı kuzenimle bana. Gülmekten yerlere yatardık. O günleri hatırladım ben bu mimle. Çok iyi geldi :) onun dışında gerçeklerle büyüyen bir çocuk oldum. Masallar yerine annem her gece Atatürk'ü anlatırdı bana. O geceleri hiçbir masala değişemem :) çok konuştum. Güzel bir mim olduğunu söylemeye gelmiştim halbuki :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, mutlu oluyorum seninki gibi içten yorumları görünce. Çocukken hepsi güzel ve anlamlı geliyor, o saflıkla, samimiyetle yaşadığımız günlerden kalan tatlı anılar. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  6. Kibritçi Kız öyküsünün tamamını merak ettim. Maalesef çocukken masallarla pek içli dışlı olamadım. Şu an birisi bana çocukluğundan aklında kalan masalları anlat dese tek kelime dahi edemeden topu başkasına atarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnternet üzerinden bulunabilir mutlaka öykünün tamamı. Belki farklı anlatımları bile bulunabilir, bu tip anlatılarda olabiliyor farklılıklar. Hikayenin özü aynı kalır tabi. Herkes o imkanı bulamayabiliyor tabi, olabilseydiniz çok keyif alırdınız eminim. Yorum için teşekkürler. :)

      Sil
  7. Hatırşinas Serhat oğlum.Keyifle okudum.Bu mimi , hatta bir tane daha vardı yapmam gereken.Bilerek değil fakat sebebliydi yapamamam.Bu mim ise yaş engeline takıldı. Çocukluğum çok geride kaldı.Fakat dün biraz hafızamı zorlamam neticesinde elli küsur sene evvel, bize uzaklardan misafirliğe gelen teyzemin anlattığı masalı hatırladım birden. Kısmetse bugün hazırlarım.Çok güzel olmuş mimin.Sevgilerimle oğlum.Kadir Geceniz mubarek olsun.Allah vatanımız için hayırlısıyla güzel günler nasibetsin inşallah.Sağlıcakla kal yavrum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizlerin de Kadir Geceniz mübarek olsun Ece Abla, amin inşallah.
      Çok teşekkür ederim, merakla bekliyorum öyleyse senin beğendiğin hikaye ve masalları, hatırladığın kadarıyla paylaşsan da çok güzel olur, keyifle okurum. Sevgiler, saygılar. :)

      Sil
  8. Yazının sonunda ben fazla uzatmayım demişsin ya hemen uyarıda buluyorum sana :) sen fazla fazla uzat bizde güzel güzel okuyalım bu keyifli yazıları :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, uyarıyı dikkate alırım öyleyse bundan sonrası için. :)

      Sil
  9. Çok güzel ve ayrıntılı anlatmışsınız.Mimin hakkını vermişsiniz.Sizi tebrik ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Ayrıca "12 Kızgın Adam" konusuna attığınız yorumu yayınlayayım derken yanlışlıkla sil butonuna bastım, geri de alamadım, bunun için çok özür diliyorum, kusura bakmayın. :(

      Sil
  10. Sevgili Serhat ;
    Öncelikle dikkate alıp mim cevabı verdiğin için teşekkür ediyorum ...
    Babaanneye sevgiler selamlar ...
    Ne güzel masalları hatırlattın ...
    Güliver Cüceler Ülkesi animasyonu bile izledim .... En sevdiklerimdendi , hatırlattın onu da...
    Teşekkür ederiz , şahane bir mim olmuş ...
    Bugünlerde yürekteki çocuk şımarmalı , zira demoralize olmuş haldeyiz ...,
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, aynen öyle iyi hissedecek bir şeyler arıyor insan. :)

      Sil
  11. Çok güzeldi Serhat teşekkürler.Kibritçi Kız (ve Kibritçi Oğlan) lar hep etrafımızda.Sistem köleliğimizin en alt tabakasında oturtuluyor öylece :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim.
      Dediğiniz gibi maalesef, sonu geleceğine daha da artıyor üstelik. :(

      Sil
  12. Fatsa'nın masalını duymamıştım. Ama Kibritçi Kızı okuduktan sonra çok ağlamıştım. Her hatırladığımda da ağlamaklı olurdum. Belki o masal nedeniyle yakınlarda kibrit olması beni memnun eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten hüzünlendirici çünkü, teşekkür ederim. :)

      Sil
  13. Babaanne masalı çok güzelmiş. Mimini okuyunca aklıma geldi: "Büyüdük diye masal okumayı bırakmamak gerek." Çünkü hayal edebiliyoruz.Ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsun, büyüdük diye masal okumayı bırakmamak gerek. Bu mim sayesinde bir çoğunu hatırladım, tekrardan okudum, güzel oldu gerçekten, teşekkür ederim. :)

      Sil
  14. Fatsa ile tutsa masalı çok güzelmiş teşekkürler. Babaanne masalları ile büyümüş olmakta çok güzelmiş, çok şanslıymışsınız. Kibritçi kız çocukluğumuzun en hüzünlü masalı. Baştan sona büyük bir keyifle okudum ve çok beğendim. Güzel bir mim olmuş kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şanslı hissediyorum kendimi. Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
    2. Bu arada aslında ben dün haftanın bloğu olduğunuz için kutlamaya gelmiştim. Masalları okuyunca unuttum =). Tekrar tebrik ederim.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  15. Dağınık Anne'nin paylaşımınıdan sonra daha bir dikkatle okudum yazınızı. Çok güzel yazmışsınız. Çocukları büyütürken tekrar hatırlıyoruz masalları...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel de oluyor hatırlamak... Teşekkür ederim. :)

      Sil
  16. fatsayla tutsa mııı ne tatlı isim yaaa atsayla tutsa gibiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Aynen artık kim bulduysa bana da komik geliyor. :D

      Sil
  17. ne güzel. Kibritçi kizi babaannem anlatirdi bana çok acikli diye aglardim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babaanne anlatınca daha bir tatlı, daha bir tesirli olur tabi. Güzel olan daha da güzelleşir. :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.