DİZİ İNCELEMESİ: ŞAHSİYET


Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.

KONU:


Hikayemizin baş karakteri Agah Beyoğlu, eski bir adliye memuru. Sahibi olduğu apartmanda yalnız başına emekli hayatı yaşamakta. Dışarıdan bakıldığında sıradan, beyefendi yaşlı bir adam olarak görünen bu adam aslında yıllar boyunca taşıdığı çok büyük bir sırrın ağırlığı altında ezilmiş. Dizinin açılış sahnesinde Agah Beyoğlu'nun elinde silahla birini öldürmeye teşebbüs ettiğini ancak bir türlü tetiği çekemediğini izliyoruz. Taşıdığı yükün ağırlığından kurtulmak ve bir nevi günah çıkartmak adına bir kaçış yolu arayan Agah, alzheimer hastası olduğunu öğrenmesiyle aradığı çıkışı da buluyor. Bu andan itibaren adeta iki farklı kişi haline gelerek bir yandan tanıdığı insanların gözündeki kimsesiz, sakin ve beyefendi imajını korumaya çalışırken bir yandan da uzun yıllardır beklediği ve planladığı cinayetleri işlemeye başlıyor.


Mesele o değil mi? İnsanlar adam gibi dinlemiyor birbirini. Cümleyi bitirmeden otomatik cevap… Her şey otomatik zaten. Sonra anlaşamıyoruz. Anlaşamazsın tabi!

İşi ilginç kılan nokta ise Agah'ın cinayet mahalline bıraktığı notlardır. Cinayet mahalline bırakılan notların içinde kendi adının geçmesi üzerine beklemediği bir şekilde olayların merkezine düşen polis memuru Nevra ise hem cinayeti çözmek hem de bırakılan notların arkasındaki sır perdesini aralamak için büyük bir baskı altında yoğun bir çaba sarf edecektir. Yolun sonunda ise cinayetleri işleyen kişinin onu kendi geçmişiyle yüzleştirerek unuttuklarını hatırlatmayı amaçladığını fark edecektir.

OYUNCU KADROSU VE KARAKTERLER:


Çok zengin bir oyuncu kadrosuna sahip olan dizide Agah Beyoğlu karakterini Haluk Bilginer canlandırıyor. Polis memuru Nevra Elmas'a ise Cansu Dere hayat veriyor. Bu iki ana karakter dışında dizide Şenay Gürler, Şebnem Bozoklu, Hüseyin Avni Danyal, Hümeyra, Necip Memilli ve Müjde Ar önemli isimler de yer alıyor. Benim için sadece Haluk Bilginer için dahi izlenebilecek bir dizi olsa da diğer oyuncuların geçmişteki başarıları ve dizide ortaya koydukları performans ile Şahsiyet dizisi çok daha güçlü bir yapıya bürünüyor.
Türkiye’de insanlar seri katil olmaz. Türkiye’de insanlar cinnet geçirir.

Senaryo iki ana karakter etrafında dönüyor. Bunlar Agah Beyoğlu ve Nevra Elmas. Agah Beyoğlu, dışarıdan sevimli ve beyefendi bir imaj çiziyor olsa da aslında tersi pis olan huysuz bir adam. Geçinmesi zor bir kişi ve psikolojik bunalımda. Bunlara bir de alzheimer hastası olmasını eklersek son derece zengin bir karakter olduğunu söyleyebiliriz. Nevra ise cinayet büro amirliğinin gelecek vadeden, hedefleri olan, tek başına ayakları üzerinde durmak zorunda kalmış aile bağları kuvvetli olmayan bir kişi izlenimi veriyor. Ayrıca geçmişte yaşadığı bir travmadan ötürü insan ilişkilerinde çok başarılı değil. Soğuk bir mizacı var, buna rağmen son derece cesur ve inatçı.

Yok haksız tahrik, yok iyi hal… İndire indire bir madalya takmadıkları kalmış sana. Her zamanki gibi gereği düşünülmüş de gereği yapılmamış o mahkemede.



Dizi karakterlerine genel olarak baktığımızda ise hepsinin ortak noktası olarak her birinin saklamaya veya saklanmaya çalıştığı gerçekleri örtbas etmek için kurdukları veya kurmak istedikleri sahte dünyalara sığınmaya çalışmaları. Ana karakterlerin içinde bulundukları bunalımdan bir çıkış aramalarına ek olarak yan karakterlerin de normal görünen yaşamlarının altında yatan şaşırtıcı gerçeklere şahit olmak hikayeyi çok farklı bir yere taşıyor.

GENEL YORUM VE SON SÖZLER


Peki bu diziyi izlediğimizde ne elde edeceğiz? Farklı bir şekilde sormak gerekirse, bu dizinin yapımcıları ve senaristleri ortaya koydukları ürünle bize ne vermek istiyorlar? Benim gözlemlediğim kadarıyla dizide üzerinde durulan iki önemli nokta var. İnsan ve adalet. Dizi boyunca iyi insan ve kötü insan olmanın yanı sıra, sevmek, sevilmek, hatıralar, gerçekler ve yalanlar şeklinde insana özgü olarak sunabileceğimiz her noktaya eleştirel ve sorgulayıcı bir üslupla değinilmiş. Adalet noktasında ise günümüz adalet anlayışı, binlerce avukatın, mahkemenin, hakimin, savcının ve teknolojinin olduğu bir dünyada adalet anlayışının giderek içinin boşaltılması, herkesin kendi adaletini kendisini sağlama çabasına yönelmesi ele alınmış. Zaten Agah Beyoğlu'nun işlediği cinayetlerin temelinde de bu yatıyor. Geç kalınmış da olsa kendisini huzursuz eden bir sırrı taşıdığından dolayı adaleti tesis etmek ve kendi iç huzurunu sağlamak. Hepsini bir yana koyup da biraz daha geniş açıdan baktığımızda ise en çok vurgulanan tek bir şey var; o da hatırlamak. İnsan olarak kendimizi sadece iyi şeyler yaşayan, son derece normal ve kusursuz bir hayatı olan kişiler olarak tanıtmaya zorlamak yerine, olduğumuz gibi iyisiyle ve kötüsüyle, yaşadığımız her şeyle var olmaya çabalamak, toplum olarak da bunu başarabilmek mesajı verilmeye çalışılıyor. Kötü olanla ancak hatırlayarak ve yüzleşerek baş edebileceğimiz üzerinde duruluyor.



Ne güzel olurdu değil mi? Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak… Sadece doğrular kalsa…

Dizinin görsel anlamdaki doyuruculuğu ise değinilmesi gereken diğer bir önemli nokta. Yani sesi kısıp hiçbir şey duymadan dahi diziyi uzun süre sıkılmadan izleyebilirsiniz. Mekan tasarımları, renkler, kostümler ve kamera açıları hemen hemen her sahnede o kadar iyi harmanlanmış ki sadece izleyin ve görün demekle yetiniyorum. Mr. Robot dizisini izlediyseniz, oradaki aykırı kamera açılarını Şahsiyet dizisinde de bol bol göreceksiniz. Oradaki kadar net verilmese de dizinin içerisindeki aykırı mesajların net bir şekilde görsellikle de desteklendiğini söyleyebiliriz. Bu da izlerken inanılmaz bir bütünlük katıyor, çok daha keyifli hale getiriyor.


Yaşıyorsun ama yoksun. İnsan nasıl dayanır buna?

Diziyle ilgili eleştirel yaklaşabileceğim noktalar da var elbet. Bu kadar kaliteli repliklerin, sahnelerin ve karakterlerin olduğu bir dizide bazı sahneler çok basit ve öngörülebilir olmuş öncelikle. Bu belki de dizinin asıl amacının gizemli bir polisiye olmaktan önce belli mesajları net verebilmek kaygısı taşınarak senaryolaştırılması olabilir. Böyle dahi olsa bazı sahnelerin basit kaçtığını ve bu sebeple ilginizi bir anda düşürebildiğini söyleyebilirim. Neyse ki bahsettiğim bu sahneler çok fazla değil, bu anlamda çok fazla göze batmıyorlar. Bazı yerlerde ise bu böyle olmamalıydı yada hiç mantıklı değil dediğim noktalar oldu. Yani sanki bu kadar özenli hazırlanmış olmasına rağmen bazı noktalar çok aceleyle ve amatörce geçiştirilmiş gibi geldi. Bu tamamen benim için geçerli bir izlenim de olabilir elbet. Net olarak söyleyebileceğim şey şu ki, dizi genel olarak çok başarılı ve rahatsız edici bir olumsuzluk mevcut değil.

Ama er geç, ben de unutacağım, değil mi? Bütün hatıralarım silinip gidecek. Peki ben ne olacağım? Telefon numaraları bir şey değil de. Benim şahsiyetim ne olacak?

Televizyon dizilerinin basitliği ve uzunluğu yüzünden yerli dizilerden hayli soğumuş olan biri olarak platform dizilerinin giderek popülerleştiği günümüzde "Şahsiyet" dizisinin gerek oyuncu kadrosu gerekse senaryosu ile şans verilmeyi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Eğer sizde polisiye, gerilim, gizem türlerinden hoşlanıyor, inceliği olan güçlü repliklerden hoşlanıyor, iyi bir oyuncu kadrosu ve senaryosu olan güzel bir yerli yapım izlemek istiyorsanız Şahsiyet tüm bu tanımlara fazlasıyla uyuyor.



NE OKUDUM NE İZLEDİM PUANI PUANI



SOUNDTRACK




DİZİ İNCELEMESİ: ŞAHSİYET DİZİ İNCELEMESİ: ŞAHSİYET Reviewed by Serhat Ocak on Kasım 18, 2018 Rating: 5

3 yorum

  1. Jenerik müziğinden tutun da konu işleniş biçimine, görüntüden tutunda konuşmaların doğallığına kadar tv dizilerinden bir kaç gömlek üstün. Ben severek izledim ve bittiğine de çok üzüldüm

    YanıtlaSil
  2. Bende severek izlemiştim.

    YanıtlaSil
  3. Serhat oğlum. Gözlerime inanamadım.Dönmüşsün,zira yayın tarihi yeni. Herhangi bir blogda görsem okuyamayacağım kadar merakla okudum dizi yorumunu. Özetine yine hayran kaldım. Zaten günümün değerlendirmem gereken saatleri vardı, internetten izlemeye karar verdim. Senaryo güçlüymüş. Senin fark ettiğin yavaşlama ve sıkıcı yerleri belki ben fark etmem bile... Zira dizi izlemiyorum. Her şey alışkanlıklara bağlı...
    Şu cümle ilgimi çekti. "Türkiye’de insanlar seri katil olmaz. Türkiye’de insanlar cinnet geçirir." Bence de ve sırf o cinnet geçirdikleri dakikalar içinde verdikleri zararla kalırlar. Cinayet işlemek bile akıl ister.
    Dilerim tamamen dönmüşsündür. Emeğine sağlık. Sevgiyle gözlerinden öperim.

    YanıtlaSil